Varis embolizasyonu, bacaklarda genişlemiş, kıvrımlı bir hal almış ve sağlıklı çalışma yeteneğini kaybetmiş hastalıklı toplardamarların cerrahi bir kesiye gerek kalmadan, doğrudan damar içinden özel medikal tekniklerle kapatılması işlemidir. Geleneksel açık ameliyatların aksine, ileri düzey görüntüleme cihazları eşliğinde sadece iğne deliği büyüklüğünde bir noktadan girilerek gerçekleştirilen bu müdahale, sorunlu damarı mühürleyerek kan dolaşımını sağlıklı rotalara yönlendirir. İptal edilen varisli doku ise zamanla vücut tarafından emilerek doğal biçimde yok olur. Bacaklardaki yorgunluk, sızlama ve estetik kaygıları kalıcı olarak gideren bu konforlu uygulama, hastaların sosyal ve iş yaşantılarına vakit kaybetmeden güvenle dönmelerini sağlayan modern bir damar sağlığı çözümüdür.
Varis Embolizasyonu Nedir?
Bacaklarımızdaki toplardamarlar, gün boyunca vücudumuzun ağırlığını taşıyan ve yerçekimine karşı büyük bir mücadele veren kahraman yapılardır. Kalbimiz kanı vücuda pompaladıktan sonra, bu kanın ayak uçlarından tekrar kalbe dönmesi gerekir. Bu zorlu yukarı tırmanış sırasında kanın geriye, yani aşağıya doğru kaçmasını engellemek için toplardamarların içinde tek yöne açılan çok ince kapakçıklar bulunur. Düşünün ki bu kapakçıklar, kan yukarı çıktıkça kapanan küçük kapılar gibi çalışır. Ancak genetik yatkınlık, ilerleyen yaş, aşırı kilo, gebelik veya meslek gereği çok uzun saatler boyunca hareketsiz şekilde ayakta kalmak gibi pek çok farklı sebepten dolayı bu kapıların menteşeleri zamanla bozulabilir. Kapakçıklar tam kapanamadığında, yerçekiminin de etkisiyle kan aşağıya doğru hücum etmeye başlar. Bu geriye kaçış durumuna tıbbi olarak venöz reflü adı verilir.
Kan bacakların alt kısımlarında göllenmeye başladığında, damarların içindeki basınç inanılmaz seviyelere ulaşır. Sürekli yüksek basınca maruz kalan ince duvarlı yüzeysel damarlar zamanla genişler, kıvrımlı bir hal alır ve cilt dışından da rahatlıkla görülebilen o kabarık, mavi veya mor renkli yapıya dönüşür. Varis embolizasyonu ise, işlevini tamamen yitirmiş ve artık vücuda faydadan çok zarar veren bu genişlemiş damarların, neşter veya açık cerrahi kullanılmadan, sadece iğne deliği kadar küçük bir noktadan girilerek damar içinden kapatılması işlemidir. Yüksek teknoloji ürünü görüntüleme cihazlarının rehberliğinde gerçekleştirilen bu tedavi sayesinde, sorunlu damar iptal edilir ve vücut o damarı zamanla kendi kendine eriterek yok eder. Kan ise yolunu bulup etraftaki sağlıklı damarlar üzerinden güvenli bir şekilde kalbe doğru akmaya devam eder.
Varis Embolizasyonu Öncesi Hastalığın Hangi Evrede Olduğunu Nasıl Anlıyoruz?
Venöz yetmezlik, yani varis hastalığı, bir anda ortaya çıkan bir durum olmaktan ziyade, yıllar içinde yavaş yavaş ilerleyen sinsi bir süreçtir. Hastalığın ilerleyişini takip edebilmek ve en doğru tedavi stratejisini çizebilmek için dünya genelinde kabul görmüş standart bir sınıflandırma sistemi kullanılır. Bu sistem, hastalığın dışarıdan nasıl göründüğünü ve dokulara ne kadar zarar verdiğini kategorize eder. Başlangıçta gözle görülür hiçbir belirti olmayabilir, ancak hasta bacaklarında nedensiz bir yorgunluk hissedebilir. Zamanla cilt yüzeyinde örümcek ağına benzeyen, incecik kırmızı veya mor renkli kılcal damarlar belirmeye başlar. Çoğu insan bu aşamada durumu sadece estetik bir kaygı olarak değerlendirir.
Ancak süreç ilerledikçe, cilt altında parmak kalınlığına varabilen, yeşilimsi ve kıvrımlı gerçek varis paketleri ortaya çıkar. Bu aşama artık tıbbi bir müdahalenin ufukta göründüğünün en net işaretidir. Eğer bu noktada da bir önlem alınmazsa, damar içindeki yüksek basınç nedeniyle kanın içindeki sıvılar damar dışına, yani dokuların arasına sızmaya başlar. Bu sızıntı bacaklarda, özellikle de ayak bileği çevresinde ciddi şişlikler yaratır. Yıllar boyunca tedavi edilmeyen bacaklarda cildin beslenmesi bozulur, deride kalıcı pas rengi kahverengi lekeler, sertleşmeler ve şiddetli kaşıntı yapan egzamalar oluşur. En son aşama ise cildin bütünlüğünün tamamen bozularak açılan ve iyileşmesi aylar sürebilen açık yaralardır.
Sürecin başından sonuna kadar hastaların en sık dile getirdiği şikayetler şunlardır:
- Ağrı
- Şişlik
- Kaşıntı
- Kramp
- Yorgunluk
- Sızlama
Varis Embolizasyonu Neden Sadece Kozmetik Değil Ciddi Bir Sağlık Gereksinimidir?
Toplumda genel bir yanılgı olarak varis hastalığı genellikle sadece etek veya şort giymeyi zorlaştıran estetik bir problem olarak algılanır. Ancak bu bakış açısı, sorunun temelindeki hemodinamik bozukluğu göz ardı etmektedir. Hastalık ilerledikçe bacak dokularına giden oksijen miktarı azalır ve dokular adeta aç kalarak bozulmaya başlar. Sadece dışarıdan görünen o kıvrımlı damarlar değil cildin altındaki tüm dolaşım sistemi bu yüksek basınçtan olumsuz etkilenir. Özellikle ileri evrelerde ortaya çıkan ayak bileği yaraları, hastaların yürümesini bile imkansız hale getirebilen, enfeksiyona çok açık ve tedavisi son derece meşakkatli durumlardır.
Bunun yanı sıra cilt yüzeyine çok yakın olan ve içi kan dolu bu genişlemiş damarlar, ufak bir çarpma veya çizilme durumunda bile şiddetli ve durdurulması güç kanamalara yol açabilir. Ayrıca göllenmiş ve yavaşlamış kan akışı, damar içinde pıhtı oluşumu için de oldukça elverişli bir zemin hazırlar. Oluşan bu pıhtıların koparak derin damar sistemine ve oradan da akciğerlere gitme riski her zaman akılda tutulmalıdır. Varis embolizasyonu uygulamasının temel amacı, sadece cilt yüzeyindeki o kötü görüntüyü silmek değil bacağın derinliklerinde yer alan ve tüm bu kaosa neden olan kaçak noktasını bulup kapatmaktır. Kök neden ortadan kaldırılmadığı sürece, yüzeye sürülen kremler veya dışarıdan yapılan basit müdahaleler kalıcı bir çözüm sunmaktan çok uzaktır.
Hastalığın tedavi edilmediği durumlarda yol açabileceği riskler şunlardır:
- Kanama
- Pıhtılaşma
- Egzama
- Yara
- Enfeksiyon
Varis Embolizasyonu Kararı Alınırken Doppler Ultrasonografi Neden Çok Önemlidir?
Başarılı, güvenli ve kalıcı bir varis tedavisinin en önemli adımı, şüphesiz ki işlem öncesinde yapılan çok detaylı bir renkli Doppler ultrasonografi değerlendirmesidir. Ultrasonografi, doktorun bacağın içini net bir şekilde görebilmesini sağlayan bir tür yol haritasıdır. Doğru çizilmemiş bir harita ile yola çıkmak nasıl kaybolmaya neden olursa, eksik veya hatalı yapılmış bir ultrasonografi de tedavinin başarısızlıkla sonuçlanmasına veya hastalığın kısa süre sonra tekrarlamasına yol açar. Bu nedenle haritalama süreci sıradan bir incelemeden çok daha fazla zaman ve dikkat gerektirir.
Bu incelemenin en kritik kuralı, işlemin mutlaka hasta ayakta dikilirken yapılmasıdır. Çünkü hasta yattığında yerçekiminin etkisi ortadan kalkar, damarların içindeki basınç anında düşer ve mevcut olan kan kaçakları veya genişlemeler tamamen gizlenebilir. Ayakta yapılan incelemede ise sistemin gerçek yük altındaki performansı ölçülür. Damarların çapları milimetrik olarak hesaplanır, kanın geriye doğru kaçma süresi saniye saniye kaydedilir. Ana damarlar, derin sistemle olan bağlantı noktaları ve gözden kaçması muhtemel tüm ufak yan dallar en ince ayrıntısına kadar taranır. Bu muazzam detaylı inceleme sayesinde tedavi planı tamamen kişiye özel olarak kusursuz bir stratejiyle oluşturulur.
Doppler ultrasonografi sırasında özellikle incelenmesi gereken temel yapılar şunlardır:
- Kapakçıklar
- Çaplar
- Bağlantılar
- Dallar
- Akımlar
Varis Embolizasyonu Yöntemlerinden Lazer Ablasyon Damarı Nasıl Kapatır?
Endovenöz Lazer Ablasyon, yıllar boyunca uygulanan ve hastalar için oldukça zorlu geçen açık varis ameliyatlarını tarihe karıştıran en önemli teknolojik gelişmelerin başında gelir. Geçmişte, hastalıklı damarı kasıktan ve ayak bileğinden kesiler açarak zorla çekip çıkarma işlemine dayanan cerrahi yöntemler kullanılırdı. Lazer ablasyon ise bu kaba kuvvete dayalı yaklaşımı tamamen değiştirerek, fizik kurallarını ve ışık enerjisini tedavinin merkezine yerleştirmiştir. İşlem diz veya diz altı seviyesinden, tıpkı kan aldırırken kullanılanlara benzer çok ince bir iğne ile hastalıklı damarın içine girilmesiyle başlar.
Açılan bu milimetrik delikten damarın içine çok ince, esnek ve ucunda ışık yayan bir lazer fiberi ilerletilir. Ultrason ekranından bu fiberin nereye gittiği anbean takip edilir. Fiber, kaçağın başladığı en üst noktaya kadar konumlandırıldıktan sonra cihaz çalıştırılır. Lazer fiberinin ucundan çıkan yoğun ışık enerjisi, damar duvarındaki su molekülleri tarafından emilerek anında ısı enerjisine dönüşür. Bu kontrollü ısı, damarın iç yüzeyini döşeyen tabakayı tahrip eder ve kolajen liflerinin büzüşmesine neden olur. Fiber yavaş yavaş geriye doğru çekildikçe, arkasında kalan damar bir fermuar gibi kendi üzerine kapanarak iptal olur. Kapanan bu damar zamanla vücut tarafından emilir ve tamamen yok olur.
Tedavide lazer ablasyonun tercih edilme sebepleri şunlardır:
- Kalıcılık
- Etkililik
- Güvenilirlik
- Hız
- Estetik
Varis Embolizasyonu Sırasında Uygulanan Tümesan Anestezi Bizi Nasıl Korur?
Lazer veya diğer ısı enerjisi kullanan yöntemlerin bu kadar güvenli ve konforlu olmasının ardındaki en büyük sır, “tümesan anestezi” adı verilen özel bir sıvı yastığı uygulamasıdır. Lazer fiberi damarın içinde yüksek ısılara ulaştığında, bu ısının damarın hemen dışındaki dokulara, kaslara, cilde ve özellikle de hassas sinirlere zarar vermesini engellemek hayati önem taşır. İşte bu noktada doktor ultrason rehberliğinde damarın çevresindeki ince kılıfın içine, damarı dışarıdan çepeçevre saracak şekilde özel olarak hazırlanmış soğuk bir sıvı karışımı enjekte eder.
Bu sıvı karışımının içinde bol miktarda serum fizyolojik, o bölgeyi tamamen uyuşturacak lokal anestezi ilaçları ve damarları büzen bazı maddeler bulunur. İşlem sırasındaki bu sıvı kalkanı, içerideki ısının dışarıya sızmasını tamamen bloke eden kusursuz bir yalıtım malzemesi görevi görür. Aynı zamanda sıvının yarattığı mekanik dış basınç, damarı tıpkı bir sünger gibi sıkarak içindeki kanı tamamen boşaltır. Damar duvarı lazer fiberine yapışır ve enerji kanı ısıtarak boşa gitmek yerine, doğrudan damar duvarını kapatmak için kullanılır. Hastalar bu sıvı yastığı sayesinde işlem sırasında ısıyı veya herhangi bir ağrıyı kesinlikle hissetmezler.
Tümesan anestezi sıvısının vücuda sağladığı temel korumalar şunlardır:
- Yalıtım
- Uyuşma
- Sıkıştırma
- Temizleme
- Rahatlama
Varis Embolizasyonu Yöntemlerinden Radyofrekans Ablasyon Lazerden Nasıl Ayrılır?
Radyofrekans ablasyon yöntemi, çalışma prensibi olarak lazer ablasyona oldukça benzerdir; her iki yöntem de damarı içeriden ısıtarak büzüştürme ve kapatma mantığına dayanır. Ancak enerjinin üretim şekli ve damara iletilme mekanizması bakımından aralarında bazı teknik farklılıklar bulunur. Lazer cihazları odaklanmış güçlü bir ışık hüzmesi kullanarak dokuyu ısıtırken, radyofrekans teknolojisi radyo dalgalarından elde edilen kontrollü bir termal enerji kullanır. Bu küçük fark, işlemin uygulama pratiğinde çeşitli avantajlar sunar.
Radyofrekans tedavisinde kullanılan kateterin ucunda, lazerdeki gibi tek bir nokta yerine, yaklaşık yedi santimetre uzunluğunda metalik bir ısıtma segmenti bulunur. Cihaz çalıştırıldığında, bu segment 120 derece sıcaklığa ulaşır ve işlemi yapan doktor bu kateteri damar içinde yedişer santimetrelik adımlar halinde geriye doğru çeker. Bu sistem, enerjinin damar duvarına çok daha homojen ve eşit bir şekilde dağılmasını sağlar. Lazerin noktasal yüksek enerjisine kıyasla, radyofrekansın bu eşit ısı dağılımı, işlem sonrasında hastalarda oluşabilecek morarma, hassasiyet veya gerginlik hissini minimum seviyeye indirir. İyileşme süreci genellikle lazer ablasyona göre bir miktar daha yumuşak seyredebilir.
Radyofrekans kateterinin özelliklerinden bazıları şunlardır:
- Uzunluk
- Sabitlik
- Homojenlik
- Esneklik
- Direnç
Varis Embolizasyonu İçin Geliştirilen Tıbbi Yapıştırıcı Yöntemi Hangi Avantajları Sunar?
Siyanoakrilat embolizasyonu, halk arasında bilinen adıyla tıbbi yapıştırıcı veya zamk tedavisi, varis tedavisinde ulaşılan en son teknolojilerden biridir. Bu yöntemin en devrimci yanı damarı kapatmak için ısı enerjisi kullanma zorunluluğunu tamamen ortadan kaldırmış olmasıdır. Isı kullanılmadığı için, hastaları işlem sırasında olası ısı hasarlarından korumak amacıyla yapılan ve damar çevresine çok sayıda iğne girişini gerektiren tümesan anestezi (sıvı yastığı) aşamasına bu yöntemde hiç gerek duyulmaz. Sadece kateterin gireceği tek bir uyuşturucu iğne işlemi tamamlamak için yeterlidir.
İşlem sırasında, vücut dokularıyla tamamen uyumlu olan ve yıllardır beyin damar hastalıklarından yara kapatmaya kadar tıbbın pek çok alanında güvenle kullanılan özel bir tıbbi yapıştırıcı damar içine minik dozlar halinde enjekte edilir. Yapıştırıcı lümene verilirken, doktor ultrason probu ile dışarıdan damarın üzerine hafif bir baskı uygular. Bu baskı sayesinde damar duvarları birbirine yapışır ve içerideki madde saniyeler içinde donarak damarı mekanik olarak kalıcı şekilde tıkar. Isı kullanılmaması, özellikle sinirlerin damara çok yakın geçtiği diz altı bölgelerinde bu yöntemi eşsiz bir güvenlik seviyesine taşır. İşlem süresi ise diğer yöntemlere kıyasla neredeyse yarı yarıya daha kısadır.
Tıbbi yapıştırıcı tedavisinin hastalara sunduğu en büyük kolaylıklar şunlardır:
- Konfor
- Hız
- Güvenlik
- Ağrısızlık
- Pratiklik
Varis Embolizasyonu Seçeneklerinden Mekanokimyasal Ablasyon (MOCA) Ne Zaman Tercih Edilir?
Mekanokimyasal ablasyon yöntemi, damarı fiziksel ve kimyasal yollarla aynı anda hedef alan oldukça zekice tasarlanmış hibrit bir sistemdir. Bu yöntemde de tıpkı yapıştırıcı tedavisinde olduğu gibi herhangi bir termal enerji (ısı) kullanılmaz. Bu nedenle yanıklara veya sinir hasarlarına yol açma riski sıfırdır ve tümesan anestezi adımı atlanarak işlem çok daha hızlı ve hasta açısından konforlu bir şekilde tamamlanabilir.
Kullanılan özel kateterin ucunda, saniyede binlerce kez dönen son derece ince bir tel bulunur. Cihaz çalıştırıldığında bu dönen tel, damarın iç duvarını fiziksel olarak tahriş ederek mikro seviyede küçük çizikler oluşturur. Tel içeride dönerken, aynı kateterin içinden damarı kurutucu (sklerozan) özellikte kimyasal bir ilaç sıvı halinde yavaş yavaş püskürtülür. Damar duvarı mekanik olarak hasar gördüğü için, sıkılan bu ilacı anında ve çok daha derinlemesine emer. Böylece kimyasal ilacın etkisi katlanarak artar ve damarın tamamen kapanması sağlanır. Özellikle ısı kullanmanın çok riskli olduğu, ayak bileğine doğru inen ve sinirlerle sarmaş dolaş olan damar segmentlerinde bu yöntem son derece güvenli ve etkili bir seçenektir.
Mekanokimyasal yöntemin temel çalışma prensipleri şunlardır:
- Dönüş
- Tahriş
- Püskürtme
- Emilim
- Kapanma
Varis Embolizasyonu Sonrasında Kılcal Varisler İçin Köpük Tedavisi Nasıl Çalışır?
Ana damarlardaki büyük venöz yetmezlik problemleri lazer, radyofrekans veya yapıştırıcı gibi yöntemlerle başarıyla çözüldükten sonra, cilt yüzeyinde kalan orta boy yeşil varisler veya kırmızı mor renkli kılcal damar ağları için tamamlayıcı bir estetik dokunuş gerekir. İşte bu noktada skleroterapi, yani halk arasındaki adıyla iğne tedavisi devreye girer. Bu işlemde, damarın iç çeperini bozarak damarın kapanmasını ve vücut tarafından emilmesini sağlayan özel bir ilaç, saç teli inceliğindeki iğnelerle doğrudan sorunlu damarların içine zerk edilir.
Girişimsel radyoloji pratiğinde bu işlemin etkinliğini artırmak için ilaç genellikle iki şırınga ve özel bir musluk sistemi kullanılarak hava ile karıştırılır ve bir tür “köpük” haline getirilir. İlacın köpük formuna dönüştürülmesi fiziksel bir mucize yaratır. Sıvı haldeki ilaç damara verildiğinde kanla karışıp seyrelerek etkisini çabuk yitirebilirken, köpük formundaki ilaç damarın içindeki kanı iterek yerini alır ve damarın tüm iç duvarlarına bir boya gibi sıvanır. Bu sayede ilacın damar duvarı ile temas süresi ve alanı muazzam ölçüde artar. Saniyeler içinde göz önünde kaybolan damarların yarattığı görüntü hem hasta hem de doktor için oldukça tatmin edicidir. Kılcal damarların tedavisi hastanın yaygınlık durumuna göre bazen birkaç seansa yayılabilir.
Köpük tedavisinin başarıyla uygulandığı damar tipleri şunlardır:
- Kılcallar
- Ağlar
- Yeşiller
- Morlar
- Kalıntılar
Kimler Varis Embolizasyonu İçin Uygun Birer Adaydır ve Kimlere Uygulanmaz?
Gelişen tıbbi teknolojiler sayesinde varis embolizasyonu yöntemleri, eskisinden çok daha geniş bir hasta kitlesine hitap etmektedir. Bacaklarında ağrı, şişlik, kramp, huzursuzluk hisseden, ciltte renk değişiklikleri veya dışarıdan bariz şekilde kabarık damarları olan ve yapılan ultrasonografi sonucunda venöz reflü saptanan her birey bu tedaviler için mükemmel birer adaydır. Geçmişte, genel anestezi gerektirdiği için açık cerrahi ameliyatı olamayan ileri yaştaki hastalar, ciddi kalp veya akciğer rahatsızlığı bulunanlar veya obezite problemi yaşayanlar kaderlerine terk edilirdi. Ancak günümüzde sadece lokal uyuşturma ile yapılan bu modern işlemler sayesinde, bu gruptaki hastalar da tamamen güvenli bir şekilde sağlıklarına kavuşabilmektedir.
Ancak tıbbın her alanında olduğu gibi bu işlemlerin de yapılmaması gereken, ertelenmesi gereken veya çok dikkatli yaklaşılması gereken özel durumlar vardır. Bacağın içinden geçen ana tahliye boruları konumundaki derin damar sisteminde daha önceden geçirilmiş veya aktif bir pıhtılaşma (tromboz) varsa, yüzeydeki damarları kapatmak son derece tehlikeli olabilir. Çünkü bacağın tek kan çıkış yolu sadece o yüzeysel damarlar kalmış olabilir. Ayrıca gebelik döneminde hormonların ve vücut sıvılarının dengesi tamamen değiştiği için tedavi kesinlikle doğum sonrasına ertelenmelidir. Aktif sistemik enfeksiyon durumlarında da işlem yapılmaz.
Tedavinin kesinlikle uygulanmadığı veya ertelendiği durumlar şunlardır:
- Pıhtılaşma
- Gebelik
- Enfeksiyon
- Tıkanıklık
- İltihaplanma
Varis Embolizasyonu Sonrası İyileşme Takvimi ve Sosyal Hayata Dönüş Nasıl İşler?
Varis embolizasyonu tedavilerinin en çarpıcı ve hastaları en çok mutlu eden yönü, iyileşme sürecinin açık cerrahiye kıyasla inanılmaz derecede hızlı ve zahmetsiz olmasıdır. Yaklaşık yarım saat ile kırk beş dakika arasında süren işlemin hemen ardından, iğne ile girilen o tek noktaya ufak bir yara bandı yapıştırılır ve bacağa özel bir kompresyon çorabı veya bandaj giydirilir. Hastalar sedyeden kendi başlarına kalkar ve klinikte bir süre yürüyüş yapmaları istenir. Bu yürüyüş adımı çok ama çok önemlidir; çünkü bacak kasları çalıştıkça kan pompalanır ve bu durum kanın bacakta göllenip pıhtılaşmasını önleyen en doğal savunma sistemidir. Klinikteki kısa bir dinlenme ve gözlem süresinin ardından hastalar aynı gün yürüyerek evlerine dönebilirler.
İşlemi takip eden ilk birkaç gün içinde, müdahale edilen damar hattı boyunca hafif bir çekilme hissi, gerginlik veya çok hafif sızıntı tarzı ağrılar hissedilebilir. Bu durum damarın büzüşme ve vücut tarafından emilme sürecinin doğal bir parçasıdır ve basit, reçetesiz satılan ağrı kesicilerle kolayca giderilir. Hastaların büyük bir çoğunluğu, özellikle masa başı işlerde çalışanlar, işlemden sadece bir veya iki gün sonra normal mesailerine rahatlıkla dönebilmektedir. İlk birkaç hafta boyunca yapılması gereken tek kısıtlama; çok sıcak banyolardan, saunadan, ağır ağırlık kaldırmaktan ve şiddetli efor gerektiren kardiyo sporlarından uzak durmaktır. Düzenli ve tempolu günlük yürüyüşler ise iyileşme sürecinin en büyük destekçisidir.
İyileşme sürecinde hastaların günlük hayatlarında başvurduğu destekleyiciler şunlardır:
- Çorap
- Bandaj
- Analjezik
- Yürüyüş
- Dinlenme
Varis Embolizasyonu Tedavisinin Başarısı Nasıl Ölçülür ve Nüks Önlenebilir mi?
Tedavinin tamamlanmasının ardından sürecin başarıyla sonuçlanıp sonuçlanmadığını anlamak için hem klinik hem de radyolojik değerlendirmeler bir arada kullanılır. Bir tedavinin başarılı sayılabilmesi için, hastanın bacaklarındaki o kronik yorgunluk, ağrı ve şişlik gibi günlük hayatı zindana çeviren tüm şikayetlerin büyük oranda veya tamamen ortadan kalkmış olması gerekir. Eş zamanlı olarak belirlenen takip periyotlarında (genellikle işlemin birinci haftası, birinci ayı ve altıncı ayında) yapılan ultrasonografi kontrollerinde, müdahale edilen damarın tamamen kan akışına kapandığı, içeride hiçbir kaçağın kalmadığı ve damarın artık bir bağ dokusuna (fibrozis) dönüştüğü net bir şekilde görülmelidir.
Modern girişimsel radyoloji yöntemlerinde bu tam başarı oranları yüzde doksan beşlerin üzerindedir. Ancak insan vücudu yaşayan ve sürekli değişen bir organizma olduğu için, yıllar içinde genetik yatkınlığın, yaşam tarzı hatalarının veya yaşlanmanın etkisiyle farklı yan dallarda yeni genişlemeler ortaya çıkabilir. İyi haber şudur ki; bu yeni oluşan ufak tefek problemler, ana damar sistemi zaten sağlam bir şekilde kapatılmış olduğu için asla eskisi kadar büyük bir sorun yaratmaz. Düzenli kontroller sayesinde erken fark edilen bu ufak kaçaklar, klinik ortamında sadece birkaç dakika süren çok basit köpük iğne tedavileri ile anında düzeltilebilir.

Dr. Ali Yurtlak, 1996 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş ve radyoloji uzmanlık eğitimini İstanbul Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamlamıştır. Girişimsel Radyoloji alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Dr. Yurtlak, minimal invaziv ve anjiyografik tedavilerde uzmanlaşmıştır.
Kariyeri boyunca 5000’den fazla hastaya başarılı tedavi uygulamış, 3500’ü aşkın girişimsel işlem gerçekleştirmiştir. Günümüzde BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nde aktif olarak görev yapan Dr. Yurtlak, damar ve organ hastalıklarında tanısal ve tedavi amaçlı girişimsel radyolojik yöntemlerle hastalarına modern, güvenli ve etkili çözümler sunmaktadır.

