Girişimsel Radyoloji Uzmanı
Dr. Ali Yurtlak

1970 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. Tıp fakültesi eğitimini Adana Çukurova Üniversitesinde 1996 yılında tamamladı.

Radyoloji eğitimini İstanbul Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaptı. Son yıllarda radyoloji alanından, Girişimsel Radyoloji dalına kayarak anjiyografik tedaviler yapmakta. Faal olarak Özel Atlas Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi ve İstanbul Medicine Hospital Hastanesi bünyesinde Anjiyografi sorumlusu olarak çalışmaktadır.

Diz ağrısı, gündelik yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen yaygın bir sorundur. Basit hareketlerden yüksek efor gerektiren sporlara kadar dizlerimiz sürekli yük altında kalır. Bu nedenle ağrı ve hareket kısıtlılığı yaşayan birçok kişi “ameliyatsız diz ağrısı tedavisi” ile ilgili çözümleri merak eder. Neyse ki cerrahiye başvurmadan uygulanan birçok yöntemle diz sağlığını korumak, ağrıyı hafifletmek ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür.

Konu hakkında detaylı bilgi ve randevu için iletişime geçin!
Ameliyatsız Diz Ağrısı Tedavisi Nedir?Ameliyatsız diz ağrısı tedavisi, diz eklemindeki ağrının nedenine göre cerrahi girişime ihtiyaç duyulmadan uygulanan tanı ve tedavi yöntemlerini kapsar. Amaç ağrıyı azaltmak, fonksiyon kaybını önlemek, hareket kabiliyetini artırmak ve yaşam kalitesini iyileştirmektir.
Kimler İçin Uygundur?Hafif ve orta dereceli kireçlenme (osteoartrit), menisküs yaralanmalarının cerrahi gerektirmeyen tipleri, bağ zorlanmaları, tendon problemleri, aşırı kullanım yaralanmaları ve bazı iltihaplı olmayan diz ağrılarında uygun olabilir. Tedavi seçimi hastanın yaşı, aktivite düzeyi ve altta yatan nedene göre belirlenir.
Yaygın BelirtilerDiz ağrısı, hareket sırasında veya sonrasında ağrı artışı, sabah tutukluğu, şişlik, sertlik, merdiven çıkarken zorlanma, çömelmede güçlük, hareket kısıtlılığı ve zaman zaman dizden ses gelmesi görülebilir.
Tanı Nasıl Konur?Ayrıntılı hasta öyküsü, fizik muayene, hareket açıklığının değerlendirilmesi ve gerekirse röntgen, manyetik rezonans görüntüleme (MR), ultrasonografi veya laboratuvar testleri ile tanı desteklenebilir.
İlaç TedavisiDoktor önerisiyle ağrı kesiciler, steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ), topikal ağrı kesici kremler veya bazı durumlarda diğer destekleyici ilaçlar kullanılabilir. İlaçlar kişiye özel planlanmalıdır.
Fizik Tedavi ve RehabilitasyonKas güçlendirme egzersizleri, denge çalışmaları, germe egzersizleri, manuel terapi, elektrik stimülasyonu, ultrason ve sıcak-soğuk uygulamaları gibi yöntemlerle diz fonksiyonları desteklenebilir.
Egzersiz TedavisiDüzenli egzersiz, diz çevresindeki kasların güçlenmesini sağlayarak ekleme binen yükü azaltabilir. Program, kişinin mevcut sağlık durumu ve ağrısına göre planlanmalıdır.
Kilo KontrolüFazla kilo diz eklemine binen yükü artırabilir. Sağlıklı kilo kontrolü, ağrının azalmasına ve tedavinin etkinliğinin artmasına katkı sağlayabilir.
Eklem İçi EnjeksiyonlarUygun hastalarda hyalüronik asit, kortikosteroid veya bazı biyolojik tedavi seçenekleri (örneğin PRP gibi) değerlendirilebilir. Bu uygulamaların uygunluğu hastanın klinik durumuna göre belirlenir.
Ortez ve Destek ÜrünleriDizlik, tabanlık veya baston gibi yardımcı cihazlar bazı hastalarda eklem yükünü azaltarak hareketi kolaylaştırabilir.
Yaşam Tarzı DeğişiklikleriAğrıyı artıran aktivitelerin düzenlenmesi, uygun ayakkabı kullanımı, düzenli egzersiz ve eklem sağlığını destekleyen alışkanlıklar tedavinin önemli bir parçasıdır.
Tedavi SüresiTedavi süresi ağrının nedenine, hastalığın evresine ve uygulanan yönteme göre değişebilir. Bazı hastalarda birkaç hafta içinde iyileşme görülürken, kronik durumlarda daha uzun süreli takip gerekebilir.
Başarı OranıBaşarı, altta yatan hastalığa, hastanın tedaviye uyumuna ve uygulanan yöntemlere bağlıdır. Düzenli tedavi ve egzersiz programları birçok hastada ağrının azalmasına ve fonksiyonların iyileşmesine katkı sağlar.
AvantajlarıCerrahi risk taşımaması, iyileşme sürecinin genellikle daha kısa olması, günlük yaşama daha hızlı dönüş sağlaması ve birçok farklı tedavi seçeneğinin birlikte uygulanabilmesi önemli avantajlarıdır.
Sınırlılıklarıİleri derecede eklem hasarı bulunan veya cerrahi gerektiren yapısal sorunlarda ameliyatsız tedaviler tek başına yeterli olmayabilir.
Olası Yan EtkilerKullanılan tedavi yöntemine göre ilaç yan etkileri, enjeksiyon bölgesinde geçici ağrı veya şişlik, fizik tedavi sonrası hafif kas ağrısı gibi durumlar görülebilir. Ciddi komplikasyonlar nadirdir ancak değerlendirilmelidir.
Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?Şiddetli ağrı, ani gelişen şişlik, diz üzerine basamama, ateşle birlikte eklem ağrısı, travma sonrası şekil bozukluğu veya uzun süre devam eden ağrılarda tıbbi değerlendirme gereklidir.
Korunma YöntemleriDüzenli egzersiz yapmak, diz çevresi kaslarını güçlendirmek, ideal kiloyu korumak, spor öncesi ısınmak, uygun ekipman kullanmak ve dizi zorlayan hareketlerden kaçınmak diz sağlığının korunmasına yardımcı olabilir.
Takip SüreciTedaviye verilen yanıt düzenli aralıklarla değerlendirilir. Gerekirse tedavi planı yeniden düzenlenir ve egzersiz programı hastanın ilerlemesine göre güncellenir.

Ameliyatsız Diz Ağrısı Tedavisi Nedir?

Ameliyatsız diz ağrısı tedavisi, dizde oluşan rahatsızlıkları ve ağrıları hafifletmek ya da ortadan kaldırmak amacıyla cerrahi olmayan yöntemlerin kullanılmasıdır. Bu yaklaşım basit ağrı kesicilerden detaylı egzersiz programlarına, fizik tedaviden alternatif desteklere kadar geniş bir yelpazede seçenek sunar. Amaç günlük yaşamı kısıtlayan şikayetleri gidermenin yanı sıra kişinin sağlıklı bir şekilde hareket edebilmesini sağlamaktır.

Ameliyatsız diz ağrısı tedavisi kavramının temelinde ağrının altında yatan nedeni doğru tespit etmek vardır. Dizdeki sorun artrit, menisküs problemleri, bağ zedelenmeleri veya yumuşak doku yaralanmalarından kaynaklanabilir. Bu tür rahatsızlıkların çoğu, doğru şekilde yönetildiğinde ameliyata gerek kalmadan iyileşebilir ya da uzun süre kontrol altında tutulabilir. Bu nedenle doktora başvurduğunuzda öncelikle kapsamlı bir muayene, gerekirse görüntüleme yöntemleri ve bazı testler yapılarak doğru tanı konur. Ardından size en uygun ameliyatsız tedavi seçenekleri belirlenir.

Her bireyin diz yapısı, yaş faktörü ve yaşam biçimi farklıdır. Bu yüzden birine fayda sağlayan yöntem bir başkasında aynı etkiyi göstermeyebilir. Önemli olan ihtiyaca göre kişiselleştirilmiş bir plan oluşturmaktır. Bu plan, tek bir yaklaşımdan ibaret olmak zorunda değildir. Farklı tedavi yollarının aynı anda veya aşamalı bir sıra içinde uygulanması, ağrıyı hafifletme ve işlevi geri kazandırma ihtimalini artırabilir. Kısacası “ameliyatsız diz ağrısı tedavisi” tam olarak size, dizinizin durumuna ve günlük yaşantınıza uygun çözümlerin bütünüdür.

Ameliyatsız Diz Ağrısı Tedavisi Neden Önemlidir?

Ameliyatsız diz ağrısı tedavisi, cerrahi işlemlerin oluşturabileceği risk ve komplikasyonları önleyerek diz sağlığını korumanın etkili bir yoludur. Diz ameliyatları her ne kadar gelişmiş teknolojilerle yapılabilse de anestezi riski, uzun iyileşme süreleri ve enfeksiyon gibi olası problemler hastaları endişelendirebilir. Ameliyatsız yöntemlerle bu riskler asgari düzeyde tutulur ve kişi günlük yaşamına daha çabuk dönebilir.

Ameliyatsız diz ağrısı tedavisi, cerrahiye göre daha kısa toparlanma süreçleri sunar. Örneğin fizik tedavi programları düzenli uygulandığında dokular daha sağlıklı iyileşme gösterir. Egzersizler, eklem yapısını güçlendirir ve kas dengesizliklerini gidererek uzun vadede dizin doğru şekilde çalışmasına katkı sağlar. Ayrıca ilaç, enjeksiyon veya alternatif yöntemlerin belirli aralıklarla kullanılması, ağrının kronik hale gelmesini engelleyebilir ya da var olan şikayetleri yönetilebilir seviyede tutabilir.

Cerrahi yöntemlere kıyasla bütçe planlaması açısından da ameliyatsız tedaviler genellikle daha ekonomiktir. Hastane yatış süresi, ameliyat sonrası bakım ve uzun süreli rehabilitasyon maliyetleri göz önünde bulundurulduğunda, daha koruyucu ve yoğun ilaç-fizik tedavi yöntemleri kişinin cebini fazla zorlamayabilir. Ayrıca ileri evre ameliyatlara gerek kalmadan ağrı kontrol altına alınabilirse, hem iş hem sosyal yaşamınıza daha az kesintiyle devam edebilirsiniz.

Birçok insan ameliyat sonrası psikolojik kaygılar da yaşayabilir. Anestezi korkusu, dikişler, doku iyileşmesi ve uzun soluklu rehabilitasyon gibi unsurlar hastaları huzursuz edebilir. Bu açıdan bakıldığında, ameliyatsız diz ağrısı tedavisi, ruhsal yönden de daha az baskı hissedilen bir süreç sunar. Kişi, ağrısını kontrol altına alırken aynı zamanda hayat standardını koruyabilir. Her ne kadar bazı durumlarda cerrahi kaçınılmaz olsa da öncesinde ameliyatsız yöntemlerle sorunu çözmek ya da geciktirmek, genel sağlık durumu için avantajlı olabilir.

Ameliyatsız Diz Ağrısı Tedavisi İçin Hangi Egzersizler Yapılabilir?

Egzersizler, ameliyatsız diz ağrısı tedavisi kapsamında en etkili yöntemlerden biridir. Düzenli ve bilinçli bir egzersiz programı, diz etrafındaki kasları güçlendirerek ekleme binen yükü hafifletir ve hareket kabiliyetini artırır. Egzersizler aynı zamanda dizdeki kıkırdak dokunun beslenmesine katkıda bulunur. Ancak yanlış ya da aşırı zorlayıcı hareketler yapılırsa tam tersi etki görülebilir. Bu yüzden programın uzman tarafından düzenlenmesi ve kontrollü şekilde uygulanması önemlidir.

Dizdeki temel destek kasları arasında kuadriseps (uyluğun ön kısmı) ve hamstring (uyluğun arka kısmı) kasları bulunur. Bu kas gruplarını güçlendirecek basit ama etkili hareketler şunlardır:

  • Sırt üstü uzanarak bacağı düz bir şekilde yavaşça kaldırma (Straight leg raise)
  • Duvara yaslanarak hafif çömelme ve kalkma (Wall-sit ya da yarı çömelme)
  • Oturur pozisyonda bacak uzatarak üst bacağı kasma (Quad sets)
  • Yüzüstü uzanarak topukları kalçaya doğru çekme (Hamstring curl)

Bu egzersizlerin düşük tekrar sayılarıyla başlanması ve zamanla artırılması önerilir. Ağrı, şişlik veya sertlik hissedildiğinde egzersize ara verip buz uygulaması veya dinlenme yapmak gerekebilir. Ayrıca ısınma ve soğuma hareketlerini ihmal etmemek de diz sağlığı için önemlidir.

Düşük etkili kardiyovasküler egzersizler de diz dostu seçenekler arasındadır. Yüzme, su aerobiği veya sabit bisiklet kullanımı, eklemleri aşırı zorlamadan kalp-damar sistemini güçlendirir. Yüzme esnasında vücut, suyun kaldırma kuvvetiyle desteklenir ve dizlere daha az basınç biner. Bu nedenle diz problemleri yaşayanlar için en güvenli aerobik egzersizlerden biridir. Yürüyüş de eklemlere hafif veya orta derecede yük bindiren bir aktivitedir. Eğer diziniz çok rahatsız değilse, düzenli doğa yürüyüşleriyle dizlerinizi güçlendirebilirsiniz. Ancak tempoyu ve mesafeyi yavaşça artırmakta fayda vardır.

Bazı egzersizler yaparken yanlış duruşlar veya dengesiz yüklenmeler diz ağrısını tetikleyebilir. Bu yüzden profesyonel yardım alarak teknikleri doğru öğrenmek, ağrıyı hafifletir ve sakatlanma riskini düşürür. Egzersizler, ameliyatsız diz ağrısı tedavisi sürecinde sadece kasları değil aynı zamanda kişinin özgüvenini de güçlendirir. Ağrı yaşasa bile “hareket edebilme” fikri, psikolojik olarak da rahatlamayı sağlar.

Konu hakkında detaylı bilgi ve randevu için iletişime geçin!

Ameliyatsız Diz Ağrısı Tedavisi Kapsamında Fizik Tedavinin Rolü Nasıldır?

Fizik tedavi, ameliyatsız diz ağrısı tedavisi dendiğinde akla gelen en temel desteklerden biridir. Bu tedavi yaklaşımı, diz ekleminin doğal hareket kabiliyetini geri kazandırmayı ve ağrıyı hafifletmeyi amaçlar. Fizik tedavi uzmanları, hastanın ağrı seviyesini, diz eklemindeki hasar durumunu ve kas gücünü analiz ederek kişiye özel bir plan oluştururlar. Bu plan, egzersizlerin yanı sıra manuel terapi, sıcak-soğuk uygulamaları ve çeşitli teknolojik cihazların kullanımını da içerebilir.

Manuel terapi teknikleri arasında yumuşak doku mobilizasyonu ve eklem mobilizasyonu bulunur. Bu uygulamalar sayesinde diz çevresinde biriken gerginlikler azaltılabilir, eklem içindeki sıvı dolaşımı artırılabilir ve doku esnekliği desteklenebilir. Bazı hastalarda belki de en büyük şikayet ağrıyla birlikte gelen hareket kısıtlılığıdır. Fizik tedavi ile bu kısıtlılık giderilmeye, kaslarda oluşan sertlikler çözülmeye çalışılır. Her ne kadar ilk seanslar bazen ağrıya neden olsa da uzun vadede hastaların çoğu dizini daha rahat kullanabildiğini fark eder.

Fizik tedavide kullanılan birtakım cihazlar da süreci destekler. Ultrason, derin dokulara ısı vererek kan dolaşımını artırır. Elektrik stimülasyon (TENS gibi yöntemler) ise sinir uyarılarıyla ağrı algısını azaltmaya yardımcı olur. Bazı hastalar bu tedaviler sayesinde ağrının hafiflediğini hisseder ve günlük işlerine daha rahat odaklanabilir. Bu uygulamaların amacı, eklem içi iltihabı veya kas spazmını azaltarak vücudun doğal iyileşme mekanizmalarını harekete geçirmektir.

Fizik tedavinin önemli bir parçası da hastaya evde yapabileceği egzersizlerin öğretilmesidir. Hastanın terapi dışında da düzenli şekilde devam etmesi, tedavinin kalıcılığını artırır. Egzersizlerin doğru sıklıkta, doğru sürede ve mümkünse ağrıyı tetiklemeyecek düzeyde yapılması önerilir. Bu tedavi yaklaşımı sabır gerektirir; hızlı bir iyileşme beklemek yerine, istikrarlı bir ilerleme planıyla dizdeki ağrı ve işlev kaybının düzelmesi amaçlanır.

Ameliyatsız Diz Ağrısı Tedavisi İçin İlaç Seçenekleri Nelerdir?

Egzersiz ve fizik tedavi sürecine eşlik eden ilaçlar, ameliyatsız diz ağrısı tedavisi kapsamında belirli dönemlerde kullanılabilir. Amaç ağrı ve iltihaplanmayı kontrol altında tutmak ve hastanın egzersizlere daha rahat odaklanmasını sağlamaktır. Ancak her ilaç, her hastaya uygun olmayabilir ve uzun süreli kullanımlarda bazı yan etkilere yol açabilir. Bu yüzden ilaç tedavisi mutlaka bir uzman gözetiminde yürütülmelidir.

Nonsteroidal antienflamatuar ilaçlar (NSAID’ler), dizdeki ağrıyı hafifletmek ve iltihabı azaltmak için sıkça başvurulan bir seçenektir. Reçetesiz olarak da bulunabilen bazı ağrı kesiciler günlük hayatı kolaylaştırır. Yine de bu ilaçlar mide, bağırsak ve böbrek fonksiyonlarını etkileyebileceğinden, uzun süreli veya yüksek doz kullanımı mutlaka gözetim altında olmalıdır. Ağrı kesici özelliği yüksek ama iltihap giderici etkisi düşük olan bazı basit parasetamol içerikli ürünler de hafif-orta şiddetteki diz ağrılarında etkili olabilir.

Topikal ağrı kesiciler, özellikle diz gibi yüzeye yakın eklemlerde işe yarar. Bu kremler, jel formundaki NSAID’ler ve ısıtıcı ya da yakıcı etkili merhemler, ağrı hissini azaltmak için lokal olarak uygulanabilir. Bu yaklaşım ilacın vücudun geri kalanına daha az etki etmesini sağlar. Böylece sistemik yan etki riski, oral ilaçlara göre daha düşük olabilir.

Kısa süreli şiddetli ağrılarda doktorlar bazen opioid türevi ilaçları reçete edebilir. Ancak bu ilaçlar bağımlılık ve ciddi yan etki riskleri taşıdığından kontrollü kullanılmaları gerekir. Buna ek olarak bazı antidepresanlar kronik ağrı yönetiminde faydalı olabilir. Fakat bunlar mutlaka kapsamlı bir değerlendirme sonrası, uygun doza ve süreye göre uygulanmalıdır. İlaçların tek başına diz ağrısını tamamen ortadan kaldırması beklenmeyebilir, ancak diğer tedavi yöntemleriyle birleştiğinde önemli bir destek sunar.

Ameliyatsız Diz Ağrısı Tedavisi İle Yaşam Tarzı Değişiklikleri Nasıl Uygulanır?

Yaşam tarzı değişiklikleri, ameliyatsız diz ağrısı tedavisi içinde önemli bir yer tutar. Örneğin kilonun diz sağlığı üzerindeki etkisi oldukça belirgindir. Fazla kilo eklemlere binen yükü artırarak ağrı ve yıpranmayı hızlandırır. Bu nedenle sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermek, gerekirse uzman bir diyetisyenle birlikte çalışmak son derece faydalıdır. Hızlı kilo vermek yerine sürdürülebilir ve aşırıya kaçmadan yapılan bir diyet planı, uzun vadede dizlerin korunmasına yardımcı olur.

Günlük hayatta yapılan yanlış duruşlar ve alışkanlıklar da diz ağrısını tetikleyebilir. Uzun süre ayakta durmak, çok fazla merdiven inip çıkmak veya uygun olmayan ayakkabılar giymek dizdeki baskıyı artırabilir. Bu nedenle yüksek topuklu veya tabanı sert ayakkabılar yerine destekleyici tabanlı ve rahat modeller tercih etmek faydalı olur. Oturma düzenini gözden geçirmek, bel ve dizleri destekleyecek şekilde ergonomik sandalyeler kullanmak da ağrının hafiflemesinde etkilidir.

Her gün uzun süreler boyunca hareketsiz kalmak da dizin sertleşmesine ve kasların güçsüzleşmesine yol açar. Bu yüzden evde veya işte, mümkünse her saat başı kısa mola verip esneme ve hafif yürüyüş yapmak önerilir. Hareketin az olduğu durumlarda dizdeki eklem sıvısı daha yoğunlaşabilir, bu da kıkırdağın sağlıklı beslenmesini engelleyebilir. Küçük yürüyüşler, germe hareketleri veya birkaç adım merdiven inip çıkmak, diz sağlığını korumaya destek olabilir.

Günlük rutinde uyku düzenine dikkat etmek de ağrı yönetiminin önemli bir parçasıdır. Kalitesiz uyku, vücudun kendini onarma sürecini olumsuz etkiler ve ağrı eşiğini düşürebilir. Dolayısıyla günde 7-8 saat düzenli uyumak, diz ağrısı çekenlerin rahatlamasına katkı sunar. Ayrıca bol su içmek, eklem sıvılarının sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Su kaybı, eklem içi sıvının viskozitesini azaltarak sürtünmeyi artırabilir ve ağrıyı tetikleyebilir.

Sıkça sorulan sorular

Ameliyatsız diz ağrısı tedavisi; kireçlenme, menisküs sorunları, bağ zorlanmaları ve aşırı kullanıma bağlı ağrıları bulunan uygun hastalarda değerlendirilebilir. Tedavi planı muayene ve görüntüleme sonuçlarına göre belirlenir.
Tedavide fizik tedavi, egzersiz programları, ilaç tedavisi, eklem içi enjeksiyonlar, PRP, kök hücre uygulamaları ve yaşam tarzı düzenlemeleri hastanın ihtiyaçlarına göre tek başına veya birlikte planlanabilir.
Tedavi öncesinde ortopedik muayene, diz grafisi, manyetik rezonans görüntüleme ve gerektiğinde laboratuvar testleri uygulanabilir. Bu değerlendirmeler ağrının nedenini belirleyerek en uygun tedavi planını oluşturur.
Tedavinin etkisi uygulanan yönteme ve ağrının nedenine göre değişebilir. Bazı hastalarda birkaç hafta içinde belirgin rahatlama sağlanırken, tam iyileşme için düzenli tedavi ve egzersiz programına uyum önemlidir.
Diz kireçlenmesinde ameliyatsız tedavi yöntemleri ağrının azaltılmasına, eklem hareketlerinin korunmasına ve yaşam kalitesinin artırılmasına yardımcı olabilir. Uygun yöntem hastalığın evresine göre belirlenmelidir.
Tedavi sonrasında düzenli egzersiz yapmak kasları güçlendirmeye, eklem hareket açıklığını korumaya ve ağrının tekrar etme riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Egzersiz programı uzman önerisiyle planlanmalıdır.
Ameliyatsız tedaviler birçok hastada başarılı sonuçlar sağlayabilir. Ancak ileri derecede eklem hasarı veya ciddi yapısal problemler bulunan kişilerde cerrahi tedavi yine de gerekli olabilir.
İdeal kilonun korunması, düzenli egzersiz yapılması, dizi zorlayan hareketlerden kaçınılması ve doktorun önerdiği tedavi programına uyulması tedavi başarısını destekleyen önemli adımlardır.
Sporcularda görülen birçok diz problemi uygun değerlendirme sonrasında ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebilir. Tedavi planı sporcunun branşı, yaralanmanın tipi ve aktivite düzeyi dikkate alınarak hazırlanır.
Düzenli kontroller sayesinde tedaviye verilen yanıt değerlendirilir, egzersiz programı güncellenir ve hastalığın ilerleyip ilerlemediği izlenerek gerektiğinde farklı tedavi seçenekleri planlanabilir.

Blog Yazıları

Hamam ve Kaplıca Varislerinize İyi Gelir mi?

Dr. Ali Yurtlak » Varis » Hamam ve Kaplıca Varislerinize İyi Gelir mi?Hamam, sauna ve [...]

Varis Tedavisi Öncesi ve Sonrasında Nelere Dikkat Etmelisiniz?

Dr. Ali Yurtlak » Varis » Varis Tedavisi Öncesi ve Sonrasında Nelere Dikkat Etmelisiniz?Varis tedavisi [...]

Varis Neden Kadınlarda Daha Sık Görülür?

Dr. Ali Yurtlak » Varis » Varis Neden Kadınlarda Daha Sık Görülür?Varisin kadınlarda erkeklere oranla [...]

Varis Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Dr. Ali Yurtlak » Varis » Varis Tedavi Edilmezse Ne Olur?Varis tedavi edilmezse bacaklardaki toplardamar [...]

Sülük, Hacamat, Akupunktur ile Varis Tedavisi Mümkün mü?

Dr. Ali Yurtlak » Varis » Sülük, Hacamat, Akupunktur ile Varis Tedavisi Mümkün mü?Sülük, hacamat [...]

Görünen Her Damar Varis midir?

Dr. Ali Yurtlak » Varis » Görünen Her Damar Varis midir?Bacakta görünen her damar varis [...]

Limonla Evde Varis Tedavisi Mümkün mü?

Dr. Ali Yurtlak » Varis » Limonla Evde Varis Tedavisi Mümkün mü?Limonla evde varis tedavisi [...]

Kahve İçmek Varise İyi Gelir Mi?

Dr. Ali Yurtlak » Varis » Kahve İçmek Varise İyi Gelir Mi?Kahve içmek varis hastalığına [...]