Hamam, sauna ve kaplıca gibi yüksek sıcaklığa sahip alanlar varisli damarlara iyi gelmez; aksine bacaklardaki şikayetleri belirgin şekilde artırabilir. Varis ve kronik venöz yetmezlik problemi yaşayan kişilerin sıcak su kaynaklarından uzak durması önerilir çünkü yüksek ısı, cilt altındaki toplardamarların genişlemesini tetikleyerek bacaklarda kan göllenmesine yol açar. Toplumda sıcak suyun kas ve eklem ağrılarını rahatlattığı bilinse de toplardamar yapısı söz konusu olduğunda bu durum tam tersi bir etki yaratmaktadır. Dolayısıyla varis hastaları için sıcak termal ortamlar fayda sağlamaktan ziyade ağrı, şişlik ve huzursuzluk hissini tetikleyen riskli faktörler arasında yer alır.
Bacaklarımızdaki Toplardamarlar Nasıl Çalışır ve Varis Nasıl Oluşur?
İnsan vücudundaki kan dolaşım sistemi oldukça etkileyici bir mekanizmadır. Kalpten pompalanan temiz kan atardamarlar yoluyla dokulara ulaşırken, dokularda oksijeni azalan kan toplardamarlar vasıtasıyla yeniden kalbe döner. Bacaklarımızdaki toplardamarlar bu dönüş yolculuğunda yer çekimine karşı çok ciddi bir mücadele verir. Kanın ayak parmak uçlarından kalbe kadar yukarı doğru tırmanabilmesi için bacak kaslarımız bir tulumba gibi çalışır. Kaslar kasıldığında kan yukarı itilir. Ancak kanın yer çekimiyle tekrar aşağı düşmemesi için damarların içinde sadece yukarıya doğru açılan tek yönlü kapakçıklar bulunur.
Bu kapakçıklar kan yukarı çıkarken açılır, hemen ardından sımsıkı kapanarak kanın aşağı kaçmasını engeller. Çeşitli genetik faktörler yaşın ilerlemesi, sürekli ayakta durmayı gerektiren meslekler veya yaşam tarzı nedeniyle bu kapakçıkların yapısı zamanla esneyip bozulabilir. Kapakçıklar kapanamadığında, yukarı doğru ilerlemesi gereken kanın bir kısmı aşağıya, yani bacaklara doğru geri kaçmaya başlar. Tıbbi adıyla reflü olarak bilinen bu geriye kaçış durumu damar içinde gereğinden fazla kanın birikmesine yol açar. Biriken kanın yarattığı basınçla birlikte damar duvarları genişler, kıvrımlı bir hal alır ve cilt yüzeyinden görülebilen varisleri meydana getirir.
Sıcak Su ve Hamam Varisli Damarları Neden Kötüleştirir?
Vücudumuz iç sıcaklığını sabit tutmaya çalışan mükemmele yakın bir termostat sistemine sahiptir. Dış ortam sıcaklığı arttığında, örneğin sıcak bir hamama veya kaplıcaya girildiğinde, vücut kendi merkez ısısını düşürmek için hızlıca bir savunma mekanizması devreye sokar. Bu mekanizma, kan akışını vücudun iç kısımlarından cilt yüzeyine doğru yönlendirmektir. Kan cilt yüzeyine ne kadar çok yaklaşırsa, taşıdığı ısıyı dışarı atması o kadar kolaylaşır. Bu amaca ulaşmak için cilt altındaki yüzeyel toplardamar ağı hızlıca genişler. Sağlıklı bir insanda vücudu serinleten bu damar genişlemesi, varis problemi olan kişilerde oldukça zorlayıcı sonuçlar doğurur.
Varisli damarların duvarları zaten olması gerekenden daha esnektir ve içlerindeki kapakçıklar birbirinden uzaklaşmıştır. Sıcaklığın etkisiyle bu damarlar daha da genişlediğinde, kapakçıklar arasındaki açıklık iyice artar. O güne kadar bir şekilde idare eden kapakçıklar işlevlerini büyük oranda yitirir. Geriye kaçan kan miktarı aniden çoğalır. Hasarlı ve genişlemiş damarlar bu kadar yüksek hacimde kanı tolere edemez, damar içindeki basınç oldukça yüksek seviyelere çıkar. İşte hamam, sauna veya kaplıca gibi sıcak ortamların varisleri hızla alevlendirmesinin altında yatan temel fiziksel neden budur.
Sıcaklık Etkisiyle Bacaklarda Görülen Varis Belirtileri Nelerdir?
Sıcak ortamlarda geçirilen süre uzadıkça, damar içinde artan basınca bağlı olarak doku aralıklarına sıvı sızmaya başlar. Bu sızıntı bacaklarda, özellikle ayak bilekleri ve baldır çevresinde oldukça rahatsız edici sonuçlar doğurur. Hastalar genellikle sıcak bir banyodan veya saunadan çıktıktan kısa bir süre sonra bacaklarında tarif etmesi güç bir huzursuzluk yaşarlar. Bacakların içine ağır bir cisim konulmuş gibi hissedilen bu dolgunluk, kişinin yürümesini veya merdiven çıkmasını bile zorlaştırabilir.
Göllenen kanın dokularda yarattığı baskı ve oksijen miktarındaki azalma, genellikle gece saatlerinde uykudan uyandıran bacak kramplarına zemin hazırlar. Aynı zamanda gerilen cilt yapısı ve cilt altında biriken maddeler, rahatsız edici düzeyde bir kaşıntı hissine yol açar. Damar çapının artmasıyla birlikte çevre dokulara yapılan mekanik baskı, derin bir sızlama hissini de beraberinde getirir. Sıcaklığın tetiklediği bazı yaygın şikayetler şunlardır:
- Şişlik
- Ağrı
- Zonklama
- Kaşıntı
- Ağırlık
- Yorgunluk
- Kramplar
Günlük Hayatımızda Varise Zarar Veren Diğer Isı Kaynakları Nelerdir?
Varis problemi yaşayan kişiler için risk oluşturan termal ortamlar yalnızca hamamlar, saunalar veya termal otellerle sınırlı değildir. Özellikle kış aylarında evlerimizde veya ofislerimizde ısınmak amacıyla başvurduğumuz pek çok yöntem bacaklarımızdaki toplardamarlar için gizli birer tehlike barındırır. Uzun süreli ve bölgesel olarak maruz kalınan ısı, venöz göllenmeyi yavaş yavaş artırarak şikayetleri tetikler.
Örneğin son yıllarda oldukça yaygınlaşan yerden ısıtma sistemleri, ayak tabanından başlayarak tüm bacak damarlarını sürekli bir sıcaklığa maruz bırakır. Benzer şekilde kış gecelerinde şömine veya soba karşısında bacakları uzatarak oturmak da lokal olarak damar genişlemesini artırır. Bazen ağrıyan dizleri rahatlatmak amacıyla doğrudan bacakların üzerine konulan ısı kaynakları da varislerin ilerlemesine zemin hazırlayabilir. Günlük hayatta sıkça karşılaşılan bazı ısı faktörleri aşağıdaki gibidir:
- Sobalar
- Şömineler
- Elektrikli ısıtıcılar
- Yerden ısıtma sistemleri
- Sıcak su torbaları
Bu ısı faktörlerinin yanı sıra günlük yaşamdaki fiziksel alışkanlıklar da damar sağlığını yakından ilgilendirir. Otururken bacak bacak üstüne atmak, diz arkasındaki toplardamarları mekanik olarak sıkıştırarak kanın yukarı çıkmasını zorlaştırır. Ayrıca fazla kilolar, karın içi basıncını artırarak bacaklardan gelen kanın kalbe ulaşması önünde adeta bir bariyer oluşturur.
Varis Şikayetlerinin İlerleyen Evrelerinde Sıcaklık Hangi Riskleri Taşır?
Venöz yetmezlik hastalığı herkeste aynı şiddette seyretmez. Hastalığın durumu hafiften ağıra doğru sıralanan bir sistemle takip edilir. Başlangıç aşamasında genellikle cilt yüzeyinde örümcek ağına benzeyen, kırmızı veya mor renkli ince kılcal damarlar görülür. Bu aşamada sıcağa maruz kalmak, bu ince damarların daha belirgin hale gelmesine ve bölgesel yanma hissine yol açar. Hastalık biraz daha ilerlediğinde, cilt altında parmak kalınlığına ulaşabilen kabarık ve yeşilimsi varis paketleri ortaya çıkar. Bu büyük paketlerin bulunduğu aşamada sıcaklık çok daha risklidir. İyice genişleyen damarların zarı incelebilir ve sıcaklık altında aşırı kanla dolduğunda, ufak bir darbe veya keseleme işlemi kanamalara yol açabilir.
Hastalığın daha ileri evrelerinde bacaklarda kalıcı şişlikler ve ödemler görülmeye başlanır. Bu durumda ısı, damar dışına sıvı sızmasını hızlandırarak şişliğin günlerce inmemesine neden olur. Ayak bileği çevresinde cildin renginin kahverengiye dönüştüğü ve derinin sertleştiği aşamada ise staz egzaması adı verilen cilt döküntüleri sıcaklıkla birlikte şiddetlenir. En zorlu senaryo ise aktif varis yaralarının bulunduğu evredir. Açık yarası olan bir kişinin hamam veya kaplıca suyuna girmesi enfeksiyon açısından oldukça tehlikelidir. Sıcaklık ve suyun içindeki olası bakteriler yara enfeksiyonlarına zemin hazırlar.
Genişlemiş damarların içinde kan akımının çok yavaşlaması durumunda pıhtılaşma süreci de tetiklenebilir. Yüzeysel tromboflebit adı verilen bu durumda damar içinde oluşan pıhtı, bacakta aniden beliren kızarıklık, sıcaklık artışı ve dokunmakla hassasiyet yaratan sertliklere neden olur.
Bacaklarda Varis Kanaması Olursa Neler Yapılmalıdır?
Kabarık ve genişlemiş varis damarları cilde çok yakın bir konumda bulunur. Sıcak ortamların etkisiyle cildin yumuşaması ve damarın genişlemesi, ufak bir travma sonucunda damarın çatlamasına yol açabilir. Varis kanamaları genellikle atardamar kanamaları gibi şiddetli fışkırmalar şeklinde olmaz, ancak sızıntı şeklinde devam ederek kişiyi paniğe sürükleyebilir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında sakin kalmak ve bazı temel adımları hızlıca uygulamak oldukça önemlidir.
Öncelikle kanamanın olduğu bölgeye müdahale edebilmek için vücut pozisyonu değiştirilmelidir. Yer çekiminin bacaklardaki basıncı artırmasını engellemek adına ayakta durulmamalıdır. Doğru ve hızlı bir müdahale için uygulanabilecek adımlar şunlardır:
- Uzanmak
- Bacağı yukarı kaldırmak
- Temiz bir bez bulmak
- Yara üzerine bası uygulamak
- Bandaj sarmak
- Hastaneye gitmek
Bası işlemi genellikle en az on dakika boyunca kesintisiz olarak sürdürülmelidir. Erken bırakılan bası, pıhtılaşma sürecini kesintiye uğratarak kanamanın yeniden başlamasına neden olabilir.
Varis Teşhisinde Kullanılan Renkli Doppler Ultrasonografi Neden Önemlidir?
Gözle görülen varisler genellikle buzdağının sadece suyun üzerinde kalan kısmıdır. Asıl sorun, çoğunlukla bacağın derinliklerinde yer alan ve dışarıdan fark edilmeyen ana taşıyıcı damarlardaki yetmezlikten kaynaklanır. Bu nedenle başarılı bir tedavi planı oluşturabilmek için damar sisteminin iç yapısının detaylı bir şekilde haritalandırılması gerekir. Bu haritalandırma işleminde kullanılan temel yöntem renkli Doppler ultrasonografidir.
Girişimsel radyoloji uzmanları tarafından yapılan bu detaylı inceleme, standart bir görüntülemeden oldukça farklıdır. Sadece damarın anatomik yapısı veya çapı ölçülmez; aynı zamanda kanın akış yönü, hızı ve kapakçıkların kapanma süreleri saniyenin küsuratları hassasiyetinde analiz edilir. Hastanın ayakta durduğu pozisyonda bacak kasları hafifçe sıkılarak kanın yukarı pompalanması sağlanır. Ardından kapakçıkların bu kanı ne kadar sürede geriye kaçırdığı ölçülür. Sağlıklı bir kapakçık hemen kapanırken, yetmezlik olan damarlarda kanın geriye doğru uzun süre aktığı görülür. Bu sürenin uzunluğu, hastalığın hafif, orta veya ciddi düzeyde olup olmadığını belirler. Ayrıca ultrason incelemesi, tedavi sırasında hangi damarlara müdahale edileceğini milimetrik olarak belirlemeye yardımcı olur.
Girişimsel Radyoloji ile Ameliyatsız Varis Tedavisi Nasıl Yapılır?
Geçmiş yıllarda varis tedavisi denildiğinde akla ilk olarak cerrahi operasyonlar gelirdi. Kasıktan ve ayak bileğinden kesiler açılarak sorunlu damarın boydan boya vücut dışına çıkarıldığı bu geleneksel yöntem hem genel anestezi gerektiriyor hem de iyileşme sürecini oldukça uzatıyordu. Ancak günümüzde tıbbi teknolojinin gelişmesiyle birlikte girişimsel radyoloji uzmanları, ultrason cihazının sağladığı anlık görüntüleme avantajını kullanarak çok daha konforlu yöntemler sunmaktadır.
Ameliyatsız varis tedavisi olarak bilinen bu modern yaklaşımlarda bacakta geniş cerrahi kesiler yapılmaz ve genellikle dikiş atılmaz. İşlem ultrason ekranından damarın içinin anlık olarak izlenmesiyle, sadece ince bir iğne girişi kullanılarak gerçekleştirilir. Temel mantık, sorunlu damarı vücuttan koparıp çıkarmak değil özel cihazlar yardımıyla o damarı içeriden kapatarak iptal etmektir. Kapatılan bu damar zamanla vücut tarafından emilerek kaybolur. Bacakta dolaşamayan kan ise anında daha derindeki sağlıklı damar yollarına yönlenir. Hastalar bu işlemler sırasında genellikle uyanık olurlar, genel anesteziye ihtiyaç duyulmaz ve işlem sonrasında aynı gün içinde yürüyerek günlük yaşantılarına dönebilirler.
Endovenöz Lazer ve Radyofrekans Yöntemleri Varisleri Nasıl Kapatır?
Girişimsel radyolojide sıklıkla tercih edilen ve kalıcılık oranı oldukça yüksek olan tedavi seçeneklerinin başında lazer ve radyofrekans ablasyon yöntemleri gelir. Isı bazlı olan bu yöntemlerde amaç sorunlu damar duvarına içeriden kontrollü bir enerji vererek damarın büzüşmesini ve kendi üzerine kapanmasını sağlamaktır.
Lazer yönteminde, ultrason eşliğinde ince bir iğne yardımıyla damarın içine girilir ve milimetrik incelikte bir fiberoptik kablo yerleştirilir. Bu kablo damar boyunca ilerletildikten sonra ucundan yoğun bir ışık enerjisi verilir. Bu enerji damar duvarına etki ederek kontrollü bir büzüşme yaratır. Kablo yavaş yavaş geriye doğru çekildikçe damar boydan boya kapanmış olur. Radyofrekans yönteminde ise lazer ışığı yerine radyo dalgaları kullanılır. Damar içine yerleştirilen ince bir kateter, belirli aralıklarla ısı yayarak damar duvarının yapışmasını sağlar. Her iki yöntem de venöz yetmezliğin giderilmesinde oldukça başarılı sonuçlar verir ve hastalığın aynı damarda tekrar etme riskini büyük oranda düşürür.
Tedaviyi Konforlu Hale Getiren Tümesan Anestezi Nedir?
Lazer veya radyofrekans enerjisi ile damar içinde yüksek ısılar oluşturulurken, bu ısının hastaya rahatsızlık vermemesi ve çevredeki sağlıklı dokulara zarar vermemesi için özel bir koruma yöntemi uygulanır. Tümesan anestezi olarak adlandırılan bu yöntem işlemin genel anestezi gerektirmeden oldukça konforlu bir şekilde yapılabilmesinin temel anahtarıdır.
İşleme başlamadan önce uzman hekim, ultrason eşliğinde tedavi edilecek damarın çevresindeki kılıfın içine lokal anestezik madde ve özel bir sıvı karışımı enjekte eder. Bu sıvı, damarın etrafını kalın bir ceket gibi sararak birkaç önemli görevi aynı anda yerine getirir. Öncelikle o bölgedeki sinir uçlarını uyuşturarak ağrı hissini minimal düzeye indirir. İkincisi, dışarıdan damara mekanik bir baskı yaparak damarın içindeki cihaza sıkıca temas etmesini sağlar, bu da işlemin başarısını artırır. Son olarak bu sıvı tabakası bir ısı kalkanı görevi görerek içerideki enerjinin dışarıya, yani cilde veya komşu sinirlere yayılmasını engeller, böylece olası ısı hasarlarından korunulmuş olur.
Köpük Tedavisi Varis İçin Nasıl Uygulanır?
Ana taşıyıcı damarlardaki yetmezlik sorunu çözüldükten sonra veya sadece yüzeyel, orta boy ve ince varislerin bulunduğu durumlarda köpük skleroterapisi devreye girer. Bu yöntemde damar iç yüzeyini etkileyerek yapışmasını sağlayan özel bir sıvı ilaç kullanılır. Ancak bu sıvı, uygulamadan hemen önce hava ile özel bir şekilde karıştırılarak köpük formuna dönüştürülür.
Sıvı yerine köpük formunun kullanılmasının önemli bir nedeni vardır. Köpük, damar içine verildiğinde kanla karışıp seyrelmek yerine kanı iterek damar duvarıyla çok daha geniş bir yüzeyde temas kurar. İncecik iğnelerle uygulanan bu yöntem ultrason yardımıyla anlık olarak takip edilir. Köpüğün damar içinde ilerleyişi ekran üzerinden rahatlıkla izlenebilir. Dikiş gerektirmeyen bu işlem poliklinik şartlarında oldukça rahat bir şekilde seanslar halinde tamamlanabilir.
Damar Yapıştırıcısı ve Mekanokimyasal Ablasyon Yöntemleri Nelerdir?
Isı kullanımının anatomi gereği pek uygun olmadığı, damarın cilde veya sinirlere çok yakın geçtiği bölgelerde ise ısı içermeyen yenilikçi yöntemler tercih edilebilir. Bunlardan biri, tıbbi amaçlarla üretilmiş özel bir biyolojik yapıştırıcı kullanılarak damarın kapatılmasıdır. Ultrason eşliğinde damar içine ince bir borucuk yerleştirilir ve belirli aralıklarla bu özel yapıştırıcı damlatılarak damar üzerine dışarıdan hafif bir baskı uygulanır. Isı kullanılmadığı için tümesan anesteziye gerek duyulmaz.
Bir diğer seçenek ise mekanokimyasal ablasyon yöntemidir. Bu yöntemde damar içine yerleştirilen çok ince bir telin ucu kendi etrafında dönerek damarın iç yüzeyinde hafif mekanik çizikler oluşturur. Aynı anda, teli çevreleyen kateterden damarı kapatmaya yardımcı olan sıvı bir ilaç püskürtülür. Mekanik ve kimyasal etkinin birleşimiyle damar kapanır. Isı barındırmayan bu yöntem de oldukça konforlu bir iyileşme süreci sunar.
Ameliyatsız Varis Tedavisi Sonrası İyileşme Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Modern girişimsel radyoloji yöntemleri hastaların günlük hayatlarına hızlıca dönmelerine olanak tanısa da tedavinin başarısını korumak ve iyileşme sürecini desteklemek için uyulması gereken bazı kurallar vardır. İşlemi takip eden ilk birkaç gün içinde bacak bölgesinin suyla temasından kaçınılması tavsiye edilir. Hastaların sürekli yatıp dinlenmesi değil tam tersine kan dolaşımını canlı tutmak için ev veya ofis içinde kısa yürüyüşler yapmaları desteklenir.
İlk iki haftalık süreçte bacak kaslarını aşırı zorlayacak eylemlerden uzak durulması önemlidir. Ayrıca hekimin önerdiği süre boyunca varis çorabının düzenli kullanımı, kapatılan damarların sağlıklı bir şekilde yapışık kalmasına yardımcı olur. İyileşme döneminde uzak durulması gereken bazı faaliyetler şunlardır:
- Ağırlık kaldırmak
- Zorlu egzersizler
- Koşu
- Bisiklet
- Sıcak banyo
- Güneşlenme
Özellikle köpük tedavisi uygulanan bölgelerde ufak sertlikler veya hafif renk değişimleri görülebilir. Bu durum genellikle geçicidir. Cildin kendini toparlama sürecinde doğrudan güneş ışığına maruz kalmamak, leke oluşumunu önlemek açısından oldukça önemlidir.
Varis Tedavisi Sonrası Hamam ve Kaplıca Keyfine Ne Zaman Dönülebilir?
Varis tedavisi görmüş kişilerin en çok merak ettiği konulardan biri de termal sulara veya saunalara ne zaman dönebilecekleridir. İşlemin hemen ardından, iyileşmenin en yoğun olduğu ilk haftalarda bu tür sıcak ortamlara girmek önerilmez. Çünkü damar duvarları henüz tam anlamıyla birbirine kaynamamıştır ve sıcağın yaratacağı ani genişleme etkisi, kapatılan damarları zorlayabilir.
Ancak tedavi süreci tamamlanıp genellikle birinci ayın sonunda yapılan kontrol ultrasonografisinde damarların tamamen kapandığı ve kan göllenmesinin ortadan kalktığı görüldüğünde durum değişir. Bacaklardaki venöz sistem artık sağlıklı derin damarlar üzerinden kusursuz şekilde işlemeye başlamıştır. Bu aşamadan sonra hastalar, varislerinin tekrar alevleneceği endişesi taşımadan kaplıca, hamam ve sauna gibi ortamların keyfini çıkarabilirler.
Sıkça sorulan sorular

Dr. Ali Yurtlak, 1996 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş ve radyoloji uzmanlık eğitimini İstanbul Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamlamıştır. Girişimsel Radyoloji alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Dr. Yurtlak, minimal invaziv ve anjiyografik tedavilerde uzmanlaşmıştır.
Kariyeri boyunca 5000’den fazla hastaya başarılı tedavi uygulamış, 3500’ü aşkın girişimsel işlem gerçekleştirmiştir. Günümüzde BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nde aktif olarak görev yapan Dr. Yurtlak, damar ve organ hastalıklarında tanısal ve tedavi amaçlı girişimsel radyolojik yöntemlerle hastalarına modern, güvenli ve etkili çözümler sunmaktadır.

