Gebelik ve derin ven trombozu (toplardamarda pıhtı gelişimi) arasındaki ilişki bilinmektedir. Gebelik süreci boyunca derin ven trombozu gelişme (toplardamar pıhtı) riski 3-5 kat artmış durumdadır. Gebelikle ilişkili en riskli dönem doğun sonrası ilk 1-2 haftadır. Gebelikten sonraki ilk birkaç haftalık dönem gebelikle ilişkili venöz trombozların önemli bir kesiminden sorumludur. Anne adayının hareketlerinde yavaşlama ve anne karnındaki fetusun büyüyerek karın ana toplardamarına basısı nedeniyle gebeliğin son dönemi olan doğuma yakın dönemde riski bir dönemdir.
Ek olarak gebe kadında derin ven trombozu majör risk faktörleri varsa DVT riskini iyice arttırmaktadır. Geniş çalışmalarda bilindiği üzere yaklaşık 1000 gebelikte birinde derin ven trombozu gelişmektedir.
| Gebelikte Derin Ven Trombozu (DVT) Tedavisi Nedir? | Gebelikte derin ven trombozu tedavisi, bacak veya pelvisteki derin toplardamarlarda oluşan pıhtının büyümesini önlemek, yeni pıhtı oluşumunu engellemek, akciğer embolisi riskini azaltmak ve anne sağlığını korumak amacıyla uygulanan tedavilerin bütünüdür. Tedavi, hem anne hem de fetüsün güvenliği göz önünde bulundurularak planlanır. |
| Tedavinin Amaçları | Pıhtının ilerlemesini durdurmak, akciğer embolisini önlemek, damar açıklığını mümkün olduğunca korumak, posttrombotik sendrom riskini azaltmak ve gebeliğin güvenli şekilde devam etmesini sağlamaktır. |
| Tedavi Öncesi Değerlendirme | Tanı ve tedavi planlamasında hastanın belirtileri, fizik muayene bulguları, gebelik haftası, risk faktörleri ve kompresyon Doppler ultrasonografi sonuçları birlikte değerlendirilir. Gerektiğinde ek görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir. |
| İlk Basamak Tedavi | Gebelikte doğrulanmış DVT’nin temel tedavisi antikoagülan (kan sulandırıcı) ilaçlardır. Tedaviye mümkün olan en kısa sürede başlanması önerilir. |
| Düşük Molekül Ağırlıklı Heparin (DMAH) | Gebelikte en sık tercih edilen antikoagülan tedavidir. Enjeksiyon şeklinde uygulanır, plasentayı geçmez ve fetüse doğrudan ulaşmaz. Doz hastanın kilosu ve klinik durumuna göre belirlenir. |
| Standart Heparin | Bazı özel durumlarda veya doğuma yakın dönemde kullanılabilir. Etkisi daha kısa sürdüğü için belirli klinik koşullarda tercih edilebilir. |
| Oral Antikoagülanlar | Gebelik sırasında birçok oral antikoagülan ilaç rutin olarak tercih edilmez. Özellikle bazı ilaçlar fetüs üzerinde zararlı etkilere neden olabileceğinden tedavi seçimi uzman hekim tarafından yapılmalıdır. |
| Trombolitik Tedavi | Pıhtıyı eritmeye yönelik ilaçlar, yalnızca yaşamı tehdit eden durumlar veya uzuv kaybı riski bulunan seçilmiş hastalarda dikkatle değerlendirilir. Rutin DVT tedavisinde kullanılmaz. |
| Cerrahi ve Girişimsel Tedaviler | Çok özel ve ağır olgularda trombektomi veya kateter destekli girişimler düşünülebilir. Bu yöntemler rutin uygulamalar değildir ve deneyimli merkezlerde değerlendirilir. |
| Vena Kava Filtresi | Antikoagülan tedavinin uygulanamadığı veya tedaviye rağmen tekrarlayan emboli gelişen seçilmiş hastalarda geçici veya kalıcı vena kava filtresi uygulanması değerlendirilebilir. |
| Tedavi Süresi | Antikoagülan tedavi genellikle gebelik boyunca devam eder ve doğum sonrasında da en az 6 hafta sürdürülür. Toplam tedavi süresi çoğu hastada en az 3 ay olacak şekilde planlanır. |
| Doğum Planlaması | Antikoagülan tedavinin kesilme ve yeniden başlanma zamanı doğum şekli, doğumun planlı veya kendiliğinden başlaması ve epidural/spinal anestezi gereksinimi dikkate alınarak kadın hastalıkları ve doğum ile ilgili uzman ekip tarafından planlanır. |
| Kompresyon Çorabı | Uygun basınçta medikal kompresyon çorabı kullanımı bazı hastalarda şişlik ve rahatsızlığı azaltmaya yardımcı olabilir. Kullanımı bireysel olarak değerlendirilmelidir. |
| Hareket ve Günlük Yaşam | Uzun süre hareketsiz kalmaktan kaçınılması, doktorun önerdiği ölçüde yürüyüş yapılması ve yeterli sıvı tüketimi destekleyici önlemler arasında yer alır. |
| Takip Süreci | Tedavi sırasında düzenli klinik değerlendirme yapılır. Gerekli durumlarda laboratuvar testleri ve görüntüleme yöntemleri ile tedavinin etkinliği ve güvenliği izlenir. |
| Olası Yan Etkiler | Antikoagülan tedavinin en önemli riski kanamadır. Ayrıca enjeksiyon bölgesinde morarma, hassasiyet veya nadiren alerjik reaksiyonlar görülebilir. |
| Acil Tıbbi Değerlendirme Gerektiren Durumlar | Ani nefes darlığı, göğüs ağrısı, kanlı balgam, şiddetli kanama, bilinç değişikliği veya bacakta hızla artan şişlik ve ağrı gelişmesi durumunda acil tıbbi değerlendirme gereklidir. |
| Doğum Sonrası Tedavi | Pıhtı oluşma riski doğumdan sonra da devam ettiğinden antikoagülan tedavi önerilen süre boyunca sürdürülür. Tedavi planı emzirme durumu ve annenin genel sağlık durumuna göre düzenlenir. |
| Emzirme Dönemi | Kullanılacak antikoagülan ilaçlar emzirme durumu dikkate alınarak seçilir. Tedavi değişiklikleri yalnızca hekim önerisi ile yapılmalıdır. |
| Olası Komplikasyonlar | Tedavi edilmediğinde veya yetersiz tedavi durumunda akciğer embolisi, tekrarlayan tromboz ve uzun dönemde posttrombotik sendrom gelişebilir. |
| Korunma ve Risk Azaltma | Daha önce tromboz öyküsü bulunan veya yüksek risk taşıyan gebelerde risk değerlendirmesi yapılmalı, gerekli görülen durumlarda koruyucu antikoagülan tedavi ve diğer önleyici yaklaşımlar uygulanmalıdır. |
Gebelikte DVT Riskini Arttıran Faktörler Nelerdir?
Derin Ven Trombozu için gebelik başlı başına bir risk faktörü olmakla birlikte, gebeliğe eklenecek olan majör risk faktörlerinin varlığı; ki bu majör risk faktörleri:
- Trombofili dediğimiz genetik olarak pıhtılaşmaya yatkınlık,
- Toplardamar hasar ve yararlanmaları,
- İmmobilite (çeşitli nedenlerle; ameliyat, travma, felç gibi kişinin hareket yeteneğini geçici veya kalıcı olarak yitirmesi).
Bu majör faktörler dışında minör faktörler;
- Gebelikte veya daha önce oluşmuş varisler,
- Üriner sistem enfeksiyonları,
- Yaygın virütik ve bakteriyel enfeksiyonlar,
- Diyabet,
- Romatizmal hastalıklar,
- Aşırı kilo (özellikle vücut kitle indeksinin 30 un üzerinde olması)
- İleri yaş,
- Sigara kullanımı
- Sezaryen doğumlar ek risk getirmektedir.
Bütün derin ven trombozlarında olduğu gibi gebelikte karşılaşılan DVT lerde de %60-70 oranında sol bacak damarları tutulmaktadır. Bunun nedeni anatomik olarak karın alt bölgesinde bulunan sağ ana iliyak atardamarın sol ana iliyak toplardamara bası yapma eğilimidir. Bu bası varlığını May-Thurner sendromu olarak adlandırmaktayız.
Hamilelikte DVT Eğiliminin Nedeni Nedir?
Derin ven trombozunda yüz yıl önce tanımlanmış ve hala geçerliliğini koruyan virchow triadı; (venöz staz, toplardamar endotelyal hasar ve hiperkoagülasyon) etkilidir.
Gebelikte hormonların artmış olması venöz dilatasyon dediğimiz toplardamarlarda genişleme ve varis eğilimini arttırmaktadır. Gebelik kanda pıhtılaşma faktörleri olarak bildiğimiz faktör I, faktör II, faktör VII, faktör VIII, faktör IX ve faktör X düzeylerinde artışa neden olmaktadır. Bunun yanında pıhtılaşmayı engelleyen faktör S düzeyinde azalma gebelikte pıhtılaşmayı kolaylaştırmaktadır.
Kısaca gebelik ile birlikte oluşan değişiklikleri özetleyecek olursak;
- Varis eğiliminin artması,
- Gebeliğin getirdiği kilo artışı ile birlikte fiziksel aktivitenin kısıtlanması,
- Kanda trombofili dediğimiz pıhtılaşma faktörlerinin güçlenmesi
- Endotel hasarı riskinin artması gebelikteki pıhtılaşma eğilimini açıklamaktadır
- Zorlu doğumlar ve sezaryen mobilizasyon dediğimiz hastanın yataktan kalkarak normal fiziksel aktiviteye dönme sürecini uzattığından dolayı risk oluşturmaktadır.
Gebelikte DVT den Korunma?
Derin ven trombozu, posttrombotik sendrom, pulmoner emboli ve ani ölüm gibi çok ciddi komplikasyonları nedeniyle önemli bir hastalıktır. Gebelikte özellikle bacaklar veya pelvik bölgede oluşabilecek derin ven trombozundan (toplardamar pıhtı) korunmak için;
- Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmak,
- Bol sıvı tüketilerek dehidratasyon dediğiniz vücut su oranının azalmasına izin vermemek,
- Aşırı kilodan kaçınmak,
- Bacak kaslarını güçlendirip, kan akışını arttırmak için yüzme ve tempolu yürüyüşler,
- Uzun süreli yolculuklar veya uzun yatak istirahati durumlarında varis çorabı kullanmak,
- DVT için yüksek risk faktörleri varsa; gebeliğin riskli dönemlerinde doktorla birlikte düşük molekül ağırlıklı heparin koruyucu dozda başlanabilir.
- Gebeliğin son trimesterinde diz altı varis çorapları riski son derece azaltacaktır.
Gebelikte Derin Ven Trombozu Tedavisi Nasıldır?
Gebelikte derin ven trombozu gelişmişse kan sulandırıcı olarak heparin kullanılır. Heparin seçiminde dikkat edilmesi gereken yeni jenerasyon küçük moleküler ağırlıklı heparinler olmalıdır. Düşük molekül ağırlıklı heparin iyi ve güvenli bir kan sulandırıcı etki yanında, ciddi yan etkilerin bulunmaması ve plasentayı geçerek bebekte hasar oluşturmaması nedeni ile gebelik bitene kadar kullanılmalıdır. Gebelikten sonra en az 6 hafta bu tedaviye devam edilmelidir. Antikoagülan dediğimiz bu tedavi yeterli olmamışsa doğumdan sonra, farmakomekanik tromboembolektomi dediğimiz temelini anjiyo tedavisi oluşturan yönteme başvurulabilir.
Sıkça sorulan sorular

Dr. Ali Yurtlak, 1996 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş ve radyoloji uzmanlık eğitimini İstanbul Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamlamıştır. Girişimsel Radyoloji alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Dr. Yurtlak, minimal invaziv ve anjiyografik tedavilerde uzmanlaşmıştır.
Kariyeri boyunca 5000’den fazla hastaya başarılı tedavi uygulamış, 3500’ü aşkın girişimsel işlem gerçekleştirmiştir. Günümüzde BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nde aktif olarak görev yapan Dr. Yurtlak, damar ve organ hastalıklarında tanısal ve tedavi amaçlı girişimsel radyolojik yöntemlerle hastalarına modern, güvenli ve etkili çözümler sunmaktadır.

