Buerger hastalığı, özellikle sigara kullanan genç erkeklerde görülen, el ve ayaklardaki küçük ve orta çaplı damarların iltihaplanmasıyla ortaya çıkan ciddi bir damar hastalığıdır. Damarların tıkanması sonucu uzuvlarda ağrı, renk değişikliği ve doku kaybı gelişebilir.
Buerger hastalığının en yaygın belirtisi istirahat hâlindeyken dahi hissedilen yoğun ağrıdır. Ayak parmaklarında veya ellerde soğukluk, morarma ve iyileşmeyen yaralar gözlenebilir. Hastalık ilerledikçe kangren riski artar ve amputasyon gerekebilir.
Buerger hastalığı tedavisinde en etkili adım sigaranın kesin olarak bırakılmasıdır. Sigara kullanımı devam ettiği sürece hastalık ilerler. Semptomları hafifletmek için kan akışını artıran ilaçlar, fizik tedavi ve gerektiğinde cerrahi müdahale uygulanabilir.
Buerger hastalığından korunmada sigara içmemek en önemli faktördür. Risk grubundaki bireylerin erken dönemde damar sağlığı açısından değerlendirilmesi, hastalığın ilerlemesini önlemek açısından büyük önem taşır. Düzenli takip, yaşam tarzı değişiklikleri ile desteklenmelidir.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Buerger hastalığı (tromboanjitis obliterans), küçük ve orta çaplı arter ve venlerin inflamasyonu ve tıkanmasıyla karakterize, genellikle el ve ayakları etkileyen nadir bir damar hastalığıdır. |
| Nedenleri | Kesin nedeni bilinmemekle birlikte hastalık sigara veya tütün ürünleri kullanımıyla doğrudan ilişkilidir. |
| Belirtiler | Ellerde ve ayaklarda soğukluk, uyuşma, morarma, istirahat ağrısı, yürürken bacaklarda kramp tarzı ağrı (klaudikasyon), tekrarlayan ülserler, parmak uçlarında kangrene ilerleyen yara oluşumu. |
| Risk Faktörleri | Sigara ve tütün kullanımı (en önemli risk faktörü), erkek cinsiyet, 40 yaş altı bireyler, genetik yatkınlık. |
| Tanı Yöntemleri | Klinik öykü ve fizik muayene, Doppler ultrasonografi, anjiyografi (tıkanmış ve daralmış damarların görünmesi), diğer damar hastalıklarının dışlanmasıyla konur. |
| Lokalizasyon | En sık ayak ve el parmaklarında görülür; damar tıkanıklığı sonucu uzuv uçlarında yara ve kangren oluşabilir. |
| Komplikasyonlar | Parmak amputasyonları, enfeksiyon, sürekli ağrı, cilt ülserleri, yaşam kalitesinde ciddi düşüş. |
| Tedavi Seçenekleri | En önemli tedavi sigaranın tamamen bırakılmasıdır. Ek olarak, ağrı kontrolü, yara bakımı, dolaşımı artırıcı ilaçlar, ilerlemiş olgularda cerrahi müdahale (sempatektomi veya amputasyon) gerekebilir. |
| Yaşam Tarzı Önerileri | Tütün ve nikotin ürünlerinin kesin olarak bırakılması, soğuktan korunma, ayak ve el hijyenine dikkat, yara bakımının düzenli yapılması. |
| Önleme | Tütün kullanımından tamamen kaçınmak, damar sağlığını koruyacak şekilde yaşam tarzı düzenlemeleri yapmak, erken dönemde şüpheli bulguların değerlendirilmesi. |
Buerger Hastalığı Nedir ve Vücudumuzda Neleri Değiştirir?
Buerger hastalığını anlamak için öncelikle damarlarımızı birer otoyol gibi düşünmenizi istiyorum. Normal şartlarda, yaşlandıkça veya kötü beslendikçe bu otoyolların kenarlarında atıklar birikir, şeritler daralır; buna damar sertliği diyoruz. Ancak Buerger hastalığında durum tamamen farklıdır. Burada otoyolun kenarında birikinti yoktur. Bunun yerine, otoyolun kendisine karşı bir saldırı vardır. Damar duvarı iltihaplanır, şişer ve bu iltihaplı zemin üzerinde kan pıhtılaşmaya başlar.
Bu hastalık, damarların iltihaplanarak tıkanmasıyla karakterizedir. Vücudun bağışıklık sistemi, damar duvarındaki hücrelere saldırır. Bu saldırı sonucunda damar içi şişer ve kanın geçebileceği alan daralır. Eş zamanlı olarak kan akışının yavaşladığı bu dar bölgelerde pıhtılar oluşur. Bu pıhtılar, sanki birer tıpa gibi damarı tamamen kapatır. Sonuç olarak kanın taşıdığı oksijen ve besin maddeleri parmak uçlarına, ayak tabanına veya ellere ulaşamaz hale gelir.
Hastalığın en belirgin özelliği “segmental” olmasıdır. Yani damarın bir bölgesi tamamen tıkalıyken, hemen birkaç santim sonrası pırıl pırıl, sağlıklı olabilir. Bu durum kanın dokulara ulaşmasını engelleyen kesintili barikatlar yaratır. Dokular oksijensiz kaldığında ise alarm vermeye başlar. Bu alarmı hasta, önce sızlama, sonra keskin ağrılar ve en sonunda doku kayıpları yani yaralar olarak hisseder.
Buerger Hastalığı Kimlerde Görülür ve Risk Faktörleri Nelerdir?
Bu hastalığın hedef kitlesi oldukça spesifiktir ve diğer damar hastalıklarından bu yönüyle hemen ayrılır. Genellikle 20 ile 45 yaş arasındaki genç yetişkinlerde ortaya çıkar. Eskiden neredeyse sadece erkeklerde görülen bir hastalık olarak bilinirdi. Ancak günümüzde kadınların da tütün ürünlerini kullanım oranlarının artmasıyla birlikte kadın hastalarımızla da ne yazık ki daha sık karşılaşmaya başladık.
Coğrafi olarak baktığımızda, Asya, Orta Doğu ve Doğu Avrupa kökenli insanlarda bu hastalığa genetik bir yatkınlık olduğunu görüyoruz. Ancak genetik yatkınlık, silahı dolduran mermi ise, tetiği çeken parmak kesinlikle tütündür. Sigara kullanımı, bu hastalığın olmazsa olmazıdır. Buerger hastalığı tanısı koyduğumuz hastaların neredeyse tamamı aktif sigara içicisidir veya geçmişte yoğun şekilde tütün kullanmıştır.
Burada dikkat edilmesi gereken risk faktörleri şunlardır:
- Genetik yatkınlık
- Aktif sigara kullanımı
- Tütün dumanına maruziyet
- Diş ve diş eti enfeksiyonları
- Kronik stres faktörleri
- Cinsiyet (Erkeklerde daha sık)
- Yaş aralığı (Genç erişkinler)
Hastalığın Ortaya Çıkmasındaki Temel Sebep Nedir?
Buerger hastalığının nedenleri üzerine konuşurken tıbbi terimleri bir kenara bırakıp durumu en net haliyle ifade etmek gerekir: Bu hastalık, vücudun tütüne karşı geliştirdiği bir tür “alerjik” reaksiyondur. Tütünün içinde bulunan binlerce zehirli maddeye karşı, bazı bünyeler aşırı duyarlıdır.
Normalde sigara içen birinde yıllar içinde damar sertliği gelişmesini bekleriz. Ancak Buerger hastalarında süreç doz bağımlı değildir. Yani “Günde az içiyorum, bir şey olmaz” mantığı bu hastalıkta geçerli değildir. Günde bir paket içenle, günde sadece bir-iki dal sigara içen hastanın damarlarında oluşan hasar, bu aşırı duyarlılık nedeniyle aynı şiddette olabilir. Tütün dumanı vücuda girdiği anda, damar duvarındaki hücreler sinyal verir ve bağışıklık sistemi oraya hücum ederek bir iltihap yangını başlatır. Bu nedenle hastalığın tek, kesin ve tartışmasız sebebi tütün maruziyetidir.
Buerger Hastalığı Hangi Belirtilerle Kendini Gösterir?
Hastalık sinsi başlar ama ilerledikçe hayatı çekilmez hale getiren belirtiler verir. Hastalarımız genellikle ilk başlarda yorgunluk sandıkları ağrılarla bize başvururlar. Ancak detaylı konuştuğumuzda belirtilerin çok tipik bir seyir izlediğini görürüz.
İlk aşamada en sık görülen belirti, yürürken gelen bacak ağrısıdır. Tıpta “kladikasyo” dediğimiz bu durumda hasta belli bir mesafe yürüdüğünde baldırında veya ayak tabanında kramp tarzı bir ağrı hisseder. Durup dinlendiğinde ağrı geçer. Çünkü dinlenen kasın oksijen ihtiyacı azalır ve kısıtlı kan akışı o an için yeterli gelir. Ancak hastalık ilerledikçe, bu “yürüme mesafesi” giderek kısalır.
İkinci aşamada, damar tıkanıklığı arttıkça ağrı artık dinlenirken de gelmeye başlar. Özellikle geceleri, yatağa uzandığınızda yer çekimi etkisi ortadan kalktığı için ayağa giden kan iyice azalır. Bu hastalarımızın uykusunu bölen, onları yataktan kaldırıp evin içinde dolaşmaya zorlayan o meşhur “gece ağrısıdır”. Hastalar genellikle ayaklarını yataktan aşağı sarkıttıklarında bir nebze rahatladıklarını söylerler.
Hastalığın seyrinde görülebilecek diğer önemli belirtiler şöyledir:
- Ayaklarda sürekli üşüme hissi
- Ellerde soğukluk
- Parmak uçlarında renk değişikliği
- Tırnak yapısında bozulmalar
- Ayak tüylerinde dökülme
- Ciltte parlaklaşma ve incelme
- Geçmeyen ayak yaraları
- Parmak uçlarında morarma
- Yüzeyel damarlarda gezici kızarıklıklar
İlerlemiş Buerger Hastalığında Hangi Ciddi Sorunlar Görülebilir?
Eğer ilk belirtiler dikkate alınmaz ve özellikle sigara kullanımı devam ederse, hastalık ne yazık ki doku kaybı evresine geçer. Kan gitmeyen doku canlı kalamaz. Önce parmak uçlarında küçük, iyileşmeyen yaralar açılır. Bu yaralar son derece ağrılıdır çünkü sinir uçları açıktadır.
Daha da ileri aşamalarda bu yaralar büyür, enfeksiyon kapar ve “kangren” dediğimiz doku ölümü gerçekleşir. Kangrenli doku siyahtır, kurudur ve soğuktur. Eğer enfeksiyon kemiğe kadar ilerlerse (osteomiyelit), artık o bölgenin kurtarılması çok zorlaşır. Bu aşama “Kritik Ekstremite İskemisi” olarak adlandırılır ve uzvun kesilme (amputasyon) riskinin en yüksek olduğu dönemdir. Hastalarımızın en büyük korkusu olan bu durum aslında hastalığın doğal bir sonucu değil tedavi edilmemiş ve tütünle beslenmiş sürecin acı bir finalidir.
Tanı Koymak İçin Hangi Yöntemler Kullanılır?
Tanı süreci aslında hasta kapıdan girdiği anda başlar. Genç bir erkek hasta, yoğun sigara içiyor ve ayak ağrısından dolayı topallıyorsa, hekimin aklına gelen ilk tanı Buerger hastalığıdır. Muayene masasında yaptığımız nabız kontrolü bize çok şey söyler. Buerger hastalarında genellikle diz arkası ve kasık nabızları güçlü alınırken, ayak bileği nabızları alınamaz veya çok zayıftır.
Tanıyı kesinleştirmek için kullandığımız yöntemler şunlardır:
- Fiziksel muayene
- Nabız kontrolü
- Allen testi (El dolaşımı için)
- Doppler ultrasonografi
- Bilgisayarlı tomografi anjiyografi
- Manyetik rezonans anjiyografi
- Kateter anjiyografi (DSA)
Bu yöntemler arasında bizim için “altın standart” olanı, Anjiyografidir (DSA). Bu işlemde damar haritasını net bir şekilde görürüz. Buerger hastalığında damarların görüntüsü çok tipiktir. Ana damar aniden tıkanır, ancak vücut o bölgeyi beslemek için tıkanıklığın etrafından incecik, kıvrım kıvrım yeni damarlar oluşturmaya çalışır. Biz buna “tirbuşon manzarası” diyoruz. Anjiyografide bu görüntüyü gördüğümüzde tanıdan neredeyse emin oluruz. Ayrıca damar duvarlarının kireçsiz, pürüzsüz ama tıkalı olması da damar sertliğinden ayrımında önemli bir ipucudur.
Sigara Bırakma Tedavinin Neresinde Yer Alır?
Bu sorunun cevabı çok net: Tedavinin tam merkezindedir. Hatta daha ileri giderek şunu söyleyebilirim; sigara bırakılmadan yapılan hiçbir tedavinin, hiçbir ameliyatın veya hiçbir ilacın kalıcı başarı şansı yoktur.
Buerger hastaları için sigara, bir keyif maddesi değil doğrudan bir zehirdir. Hastalarımız bazen “Azalttım doktor bey, günde 3 taneye indirdim” diyerek gelirler. Ancak Buerger hastalığında az içmek diye bir güvenli liman yoktur. Tek bir sigara bile damarlardaki iltihabı alevlendirmeye, yeni pıhtılar oluşturmaya yeter. Pasif içicilik bile, yani sigara içilen bir odada bulunmak dahi hastalığı tetikleyebilir.
Sigarayı bırakan hastalarda amputasyon riski neredeyse sıfıra iner. Damarlardaki iltihap söner, açılan damarlar açık kalır. Ancak içmeye devam edenlerde, biz damarı açsak bile o damar günler, hatta saatler içinde tekrar tıkanır. Bu yüzden tedavi planımızın ilk maddesi her zaman profesyonel destekle sigaranın tamamen hayattan çıkarılmasıdır.
Girişimsel Radyoloji Yöntemleri ile Damarlar Nasıl Açılır?
Girişimsel Radyoloji, cerrahi kesiler olmadan, damarın içinden ilerleyerek yapılan tedavileri kapsar. Buerger hastalarında tıkanıklıklar genellikle diz altındaki çok ince damarlarda olduğu için, açık ameliyatla bypass yapma şansı çok düşüktür. Bypass yapacak kalitede damar bulmak zordur. İşte bu noktada bizim minimal invaziv yöntemlerimiz devreye girer.
En sık uyguladığımız yöntem “Balon Anjiyoplasti”dir. Bu işlemde hastamızı uyutmadan, sadece kasık bölgesini uyuşturarak (lokal anestezi) damar içine ince bir kılıf yerleştiririz. Saç teli kadar ince kılavuz tellerle tıkalı olan damar bölgesine kadar ilerleriz. Tıkanıklığın içinden tel ile geçtikten sonra, o bölgeye sönük halde milimetrik bir balon göndeririz.
Balonu tıkanıklığın olduğu yerde şişirdiğimizde, damar duvarı genişler ve kanın geçebileceği bir yol açılır. Bu işlem tıkalı bir su borusunu içeriden açmaya benzer. Buerger hastalarında bu işlem teknik olarak zordur çünkü damarlar incedir ve hastalıklıdır. Ancak tecrübeli ellerde başarı oranı oldukça yüksektir. Damar açıldığında ayağa giden kan akımı artar, ayak ısınır ve yaraların iyileşmesi için gerekli oksijen sağlanmış olur.
Stent Tedavisi Buerger Hastalığında Neden İlk Tercih Değildir?
Hastalarımız genellikle “Hocam stent takılacak mı?” diye sorarlar. Kalp damarlarında veya bacağın üst kısımlarında stentler çok başarılıdır, evet. Ancak Buerger hastalığının tuttuğu diz altı bölgesi ve ayak bileği çevresi, stentler için çok uygun değildir.
Bunun birkaç sebebi vardır:
- Damarlar çok incedir.
- Bölge çok hareketlidir.
- Stent kırılma riski yüksektir.
- Yabancı cisme reaksiyon riski vardır:
- Tekrar tıkanma ihtimali fazladır.
Bu bölgedeki ince damarlara metal bir kafes (stent) yerleştirdiğimizde, vücut buna tepki gösterip stentin içini tekrar dokuyla doldurabilir. Ayrıca diz ve ayak bileği gibi sürekli bükülen bölgelerde metal stentler zamanla kırılabilir. Bu nedenle Girişimsel Radyologlar olarak önceliğimiz her zaman balonla damarı açmak ve içeride yabancı cisim bırakmamaktır. Stentleri sadece balonla açılmayan, yırtılan veya acil müdahale gerektiren çok özel durumlarda “kurtarıcı” olarak kullanırız.
Şiddetli Ağrılar İçin Sinir Blokajı Nasıl Bir Çözüm Sunar?
Buerger hastalarının yaşadığı ağrı, bazen morfin türevi güçlü ağrı kesicilere bile cevap vermeyecek kadar şiddetlidir. Bu ağrı hem dokunun oksijensiz kalmasından hem de sinir uçlarının hasar görmesinden kaynaklanır. Ağrı arttıkça vücut strese girer, damarlar daha çok büzüşür ve kan akışı daha da azalır. Bu bir kısırdöngüdür.
Bu döngüyü kırmak için “Sempatik Blokaj” dediğimiz işlemi uygularız. Vücudumuzda damarların büzüşmesini sağlayan sempatik sinir sistemi vardır. Biz görüntüleme cihazları eşliğinde, bel bölgesindeki (bacaklar için) bu sinir düğümlerine ince bir iğne ile ulaşırız. Buraya lokal anestezik ilaçlar vererek sinir iletimini geçici olarak durdururuz.
Bu işlemin iki büyük faydası vardır:
- Damarlar üzerindeki büzücü etki kalkar ve damarlar genişler (vazodilatasyon).
- Ağrı sinyallerinin beyne iletimi engellenir.
İşlem sonrası hastanın ayağı dakikalar içinde ısınır ve o dayanılmaz ağrı hafifler. Bu rahatlama, hem hastanın psikolojisini düzeltir hem de artan kan akımı sayesinde yara iyileşmesini hızlandırır. Bazen bu işlemi kalıcı hale getirmek için sinir düğümünü tamamen devre dışı bırakan (nöroliz) yöntemler de uygulanabilir.
Tedavi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?
Hastaneden taburcu olmak, tedavinin bittiği anlamına gelmez; aslında yeni bir yaşam tarzının başlangıcıdır. Girişimsel yöntemlerle açtığımız damarların açık kalması, tamamen hastanın kendisine nasıl baktığına bağlıdır.
Bu süreçte dikkat edilmesi gereken en kritik noktalar şunlardır:
- Sigaranın kesinlikle içilmemesi
- Sigara içilen ortamlardan uzak durulması
- Kan sulandırıcı ilaçların saatinde alınması
- Ayakların soğuktan korunması
- Yün veya pamuklu çorap giyilmesi
- Ayakkabı seçimine özen gösterilmesi
- Tırnakların düz ve dikkatli kesilmesi
- Ayak hijyeninin sağlanması
- Bol su tüketilmesi
Soğuk hava, damarların büzüşmesine neden olur. Bu yüzden Buerger hastaları kışın çok dikkatli olmalı, ayaklarını sıcak tutmalıdır. Ayrıca ayakkabı vurması gibi basit görünen travmalar, kan dolaşımı bozuk olan bir ayakta aylarca iyileşmeyen yaralara dönüşebilir. Ayak bakımı, yüz bakımı kadar, hatta ondan daha önemli hale gelmelidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Buerger hastalığı nasıl bir damar iltihabıdır ve hangi damarları etkiler?
Buerger hastalığı, özellikle el ve ayaklardaki küçük ve orta çaplı atardamarlar ile toplardamarları tutan kronik ve tıkayıcı bir damar iltihabıdır. Damar duvarında iltihaplanma, pıhtı oluşumu ve daralma meydana gelir, bu da kan dolaşımını ciddi şekilde bozar.
Buerger hastalığı sigara ile nasıl ilişkilidir?
Sigara kullanımı hastalığın en güçlü tetikleyicisidir. Nikotin damarları daraltır ve iltihabi süreci başlatır. Buerger hastalığı neredeyse yalnızca sigara içenlerde görülür ve sigara bırakılmadığı sürece hastalık ilerlemeye devam eder.
Buerger hastalığı en sık kimlerde görülür?
Genellikle 40 yaş altındaki sigara içen erkeklerde daha sık görülür. Ancak son yıllarda sigara kullanımının artmasıyla birlikte kadınlarda da görülme sıklığı yükselmiştir. Genetik yatkınlık da hastalığın gelişiminde rol oynayabilir.
Buerger hastalığında hangi belirtiler ilk ortaya çıkar?
Erken dönemde el ve ayak parmaklarında soğukluk, uyuşma, karıncalanma, renk değişikliği ve yürürken bacaklarda ağrı (topallama) görülebilir. Hastalık ilerledikçe iyileşmeyen yaralar ve kangren riski ortaya çıkar.
Buerger hastalığında amputasyon riski neden bu kadar yüksektir?
İleri evrelerde damar tıkanıklıkları nedeniyle parmaklara ve dokulara yeterli kan ulaşamaz. Bu durum doku ölümü, enfeksiyon ve kangren gelişimine yol açarak parmak ya da uzuv kaybı riskini artırır.
Buerger hastalığında tanı nasıl konur ve hangi testler kullanılır?
Tanı çoğunlukla klinik bulgulara dayanır. Anjiyografi gibi damar görüntüleme yöntemleriyle tıkanıklıkların yeri ve şekli değerlendirilir. Diğer damar hastalıkları dışlandıktan sonra Buerger hastalığı tanısı konur.
Buerger hastalığı tedavisinde sigarayı bırakmak dışında neler yapılabilir?
Sigarayı tamamen bırakmak tedavinin temelidir. Bunun yanında damar genişletici ilaçlar, kan akışını artıran tedaviler, ağrı kontrolü, yara bakımı ve bazı vakalarda cerrahi girişimler uygulanabilir.
Buerger hastalığında yeni nesil tedavi yöntemleri nelerdir?
Bazı hastalarda kök hücre tedavisi ve yeni damar oluşumunu (anjiyogenez) destekleyen biyolojik tedaviler araştırılmaktadır. Bu yöntemler henüz standart tedavi değildir ancak umut verici sonuçlar bildirilmektedir.
Buerger hastalığında egzersiz ve yaşam tarzı nasıl düzenlenmelidir?
Sigara bırakıldıktan sonra düzenli yürüyüş ve hafif egzersizler dolaşımı destekler. Soğuktan korunmak, ayak bakımına özen göstermek ve stresi azaltmak damar sağlığı açısından büyük önem taşır.
Buerger hastalığı başka organları etkiler mi yoksa sadece ekstremitelerle mi sınırlıdır?
Hastalık çoğunlukla kol ve bacak damarlarıyla sınırlıdır. Çok nadir durumlarda göz, beyin veya diğer küçük damarlı bölgelerde tutulum görülebilir; ancak bu durumlar istisnai kabul edilir.

Dr. Ali Yurtlak, 1996 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş ve radyoloji uzmanlık eğitimini İstanbul Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamlamıştır. Girişimsel Radyoloji alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Dr. Yurtlak, minimal invaziv ve anjiyografik tedavilerde uzmanlaşmıştır.
Kariyeri boyunca 5000’den fazla hastaya başarılı tedavi uygulamış, 3500’ü aşkın girişimsel işlem gerçekleştirmiştir. Günümüzde BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nde aktif olarak görev yapan Dr. Yurtlak, damar ve organ hastalıklarında tanısal ve tedavi amaçlı girişimsel radyolojik yöntemlerle hastalarına modern, güvenli ve etkili çözümler sunmaktadır.

