Hemoroid embolizasyonu, basur memelerini besleyen sorunlu atardamarların anjiyografi cihazları eşliğinde içeriden tıkanarak bu dokuların küçülmesini sağlayan ameliyatsız bir damar tedavisidir. Klasik cerrahinin aksine makat bölgesinde hiçbir kesi veya yara açılmadan gerçekleştirilen bu kapalı yöntem doğrudan hastalığı tetikleyen aşırı kan akışını durdurmaya odaklanır. Girişimsel radyoloji alanındaki güncel teknolojik gelişmelerin bir sonucu olan bu yaklaşım hastaların uzun ve sancılı iyileşme dönemleri yaşamadan günlük rutinlerine hızla dönmelerine olanak tanır. Vücudun doğal anatomisini zedelemeden sağlanan bu iyileşme süreci, günümüzde ameliyat korkusu yaşayan pek çok kişi için oldukça konforlu ve güvenilir bir alternatiftir.
Hemoroid Embolizasyonu Öncesi Bilinmesi Gereken Hemoroid Nedir ve Neden Kanar?
Hemoroid aslında başlı başına bir hastalık değil her insanın anatomisinde doğal olarak var olan damarsal yastıkçıkların tıbbi adıdır. Makat bölgesinde bulunan bu yumuşak dokular, tıpkı bir su tesisatındaki contalar gibi görev yaparak gaz ve dışkı tutma mekanizmasına yardımcı olurlar. Bu yapıların iç kısmı, son derece zengin ve aktif bir damar ağıyla kaplıdır. Ancak zamanla hayatın getirdiği bazı zorluklar bu kusursuz sistemin dengesini bozabilir. Sürekli kabızlık çekmek, tuvalette uzun süre oturma alışkanlığı, hamilelik dönemindeki karın içi basınç artışı veya kalıtsal faktörler bu yastıkçıklara gelen kan miktarını tehlikeli düzeyde artırır. Gelen temiz kanın kirli kan olarak geri dönüşü zorlaştığında, yastıkçıkların içindeki damar ağı adeta fazla şişirilmiş bir balon gibi gerilir, zayıflar ve genişler. Bağ dokusu bu gerginliğe daha fazla dayanamayıp gevşediğinde ise makattan dışarı doğru istenmeyen sarkmalar başlar. Şişen, gerginleşen ve yüzeyi incelen bu hastalıklı damarlar, dışkılama sırasındaki en ufak bir sürtünmeyle bile çok kolay bir şekilde kanamaya başlar. Yaşadığınız bu sorun, basit bir et parçasının büyümesi değil tamamen o bölgedeki damarların aşırı dolgunluğu ve yüksek kan basıncı problemidir.
Hemoroid Embolizasyonu Tedavisi Nedir?
Hemoroid embolizasyonu, hastalığa tamamen damarsal bir fizyoloji ile yaklaşan oldukça yenilikçi bir tedavi seçeneğidir. Bu yöntemin nasıl çalıştığını gözünüzde daha rahat canlandırabilmeniz için basit bir mekanik benzetme yapalım. Bahçenizde suyu sürekli açık bırakılmış bir hortum ve o hortumun ucunda da giderek şişen ince bir balon olduğunu düşünün. Makat bölgesinde dışarı sarkan ve kanayan hemoroid pakesi işte bu gergin balondur. Klasik cerrahi bakış açısı genellikle bu balonu doğrudan kesip atmaya odaklanırken, embolizasyon işlemi sorunu çözmek için doğrudan suyun aktığı musluğu kısmayı hedefler. Vücudun ince damar yolları kullanılarak, o balona kan akışını sağlayan ince atardamarlar bulunur ve uçları özel maddelerle güvenli bir şekilde kapatılır. Musluk kapandığında, balonun içine doğru olan o aşırı akış bir anda kesilir. Yüksek basınçtan kurtulan hemoroid yastıkçığı, takip eden haftalar içerisinde kendi kendine sönmeye ve küçülmeye başlar. Damar içindeki basınç anında düştüğü için kanama şikayeti masada ortadan kalkar. Bu sayede makat bölgenizdeki doğal yapı eksiksiz korunur.
Hemoroid Embolizasyonu İle Geleneksel Cerrahi Ameliyatlar Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?
Geleneksel hemoroid ameliyatlarında, hastalıklı hale gelmiş dokular bistüri, makas veya çeşitli ısı üreten cihazlar kullanılarak fiziksel bir şekilde kesilip çıkartılır. Makat bölgesi, sinir ağları açısından insan vücudunun en hassas bölgelerinden biridir. Bu nedenle o bölgede oluşturulan en ufak bir kesi bile ameliyat sonrasında hastalara oldukça zorlu, ağrılı ve sancılı günler yaşatabilir. Hastaların tuvalete çıkması adeta bir korku haline gelebilir ve tam iyileşme için haftalarca süren günlük pansumanlar gerekebilir. Hemoroid embolizasyonunda ise durum tamamen farklıdır; hastanın makat bölgesine hiçbir şekilde dışarıdan bir aletle dokunulmaz, kesi yapılmaz, yara açılmaz ve dikiş atılmaz. İşlem tamamen vücudun kapalı damar sistemi içerisinde gerçekleştirilir. Kasıktan veya el bileğinden iğne ucu kadar bir noktadan girilerek yapıldığı için estetik açıdan da bir kusur yaratmaz. Açık bir yara olmadığı için, açık ameliyatlar sonrasında görülen o şiddetli sızıntılar, kanamalar ve uzun süreli yatak istirahatleri bu yöntemde kesinlikle yaşanmaz.
Hemoroid Embolizasyonu Sırasında Makat Bölgesindeki Kaslar Zarar Görür Mü?
Basur şikayeti olan kişilerin ameliyat masasına yatmaktan çekinmelerinin ve yıllarca bu acıyı çekmelerinin en büyük sebeplerinden biri, sfinkter adı verilen gaz ve dışkı tutma kaslarının zarar görme korkusudur. Geleneksel cerrahi müdahalelerde bölgedeki dokular bütün halinde çıkartıldığı için bu hassas kasların zedelenmesi riski teknik olarak her zaman masadadır. Eğer bu kaslar zarar görürse, hastanın ilerleyen yaşantısında dışkısını kaçırma gibi çok ciddi bir sosyal problemle baş başa kalma ihtimali doğar. Hemoroid embolizasyonunda ise bu korkuya kesinlikle yer yoktur. Çünkü işlem tedavi edilmesi gereken asıl bölgenin kilometrelerce uzağından, el bileğinizden veya kasığınızdan başlatılır. Sadece kanamaya neden olan hastalıklı atardamarların iç kısımları hedeflendiği için dışkılamayı kontrol eden o hayati kaslara fiziksel olarak yaklaşılmaz bile. Kasların kesilmesi veya hasar görmesi ihtimali bu yöntemde pratik olarak sıfırdır. Bu özellik, yöntemi özellikle daha önceden makat bölgesinden farklı ameliyatlar geçirmiş olan hastalar için en güvenli tedavi alternatifi yapmaktadır.
Hangi Evredeki Hastalar Hemoroid Embolizasyonu İçin İdeal Adaydır?
Hemoroid hastalığı ciddiyetine, belirtilerine ve sarkmanın boyutuna göre genel olarak dört farklı evreye ayrılmaktadır. Birinci evrede sadece zaman zaman görülen kanamalar vardır, dışarıdan gözle fark edilen bir sarkma yoktur. Bu aşamada ilaçlarla çözüm aranır, ancak ilaçlara rağmen kanaması durmayan ve kansızlık yaşayan hastalar için embolizasyon oldukça kurtarıcı bir seçenektir. İkinci evre, dışkılama sırasında dışarı sarkan ancak ayağa kalkıldığında veya işlem bittiğinde kendiliğinden içeri giren hemoroidleri tanımlar. Bu evre, embolizasyon işleminin en mükemmel, en hızlı ve en yüz güldürücü sonuçlar verdiği ideal aşamadır. Üçüncü evrede ise doku sarktığında ancak hastanın kendi parmağıyla itmesi sonucu içeri girebilir. Burada da embolizasyon kanamayı kesin olarak durdurup, dokunun hacmini küçülterek hastayı bu dertten büyük oranda kurtarır. Dördüncü evre, dokuların tamamen dışarıda kaldığı ve içeri itilemediği zorlu bir aşamadır. Bu ileri aşamada embolizasyon, en azından tehlikeli kanamaları durdurmak için çok etkilidir; ancak dışarıdaki deri katlantılarının tamamen kaybolması için ek küçük müdahalelere ihtiyaç duyulabilir.
Hemoroid Embolizasyonu İleri Yaşlı Veya Riskli Hastalarda Uygulanabilir Mi?
Bu modern tedavi yöntemi, genel sağlık durumu ağır bir ameliyatı veya narkozu kaldıramayacak kadar hassas olan hastalar için adeta bir cankurtaran görevi üstlenmektedir. İleri yaştaki bireyler, şiddetli kalp yetmezliği sorunu yaşayanlar veya ciddi solunum sıkıntısı yaratan kronik akciğer hastalıkları bulunanlar için genel anestezi almak çok büyük hayati riskler barındırır. Embolizasyon işlemi sırasında hastanın uyutulmasına hiç gerek kalmaz; sadece giriş yapılacak küçücük nokta uyuşturulur ve hasta işlem boyunca rahatça uyanık kalır. Aynı zamanda kalp kapakçığı ameliyatı geçirmiş, damarlarında stent bulunan veya felç öyküsü olduğu için sürekli yüksek doz kan sulandırıcı kullanmak zorunda olan çok geniş bir hasta grubu mevcuttur. Bu kişilerde cerrahi bir işlem yapmak kanamayı durduramama riski taşır. Embolizasyon tamamen damar içinden yapılan ve doku kesilmeyen kapalı bir sistem olduğu için, hayat kurtarıcı olan bu kan sulandırıcı ilaçları kesmeye dahi gerek kalmadan çok büyük bir güvenle uygulanabilir.
Hemoroid Embolizasyonu Kararı Öncesinde Hangi Hazırlıklar Yapılır?
Tedavi kararı kesin olarak verilmeden önce hastanın şikayetlerinin altında yatan gerçek sebebin her yönüyle netleştirilmesi hayati bir adımdır. Makattan gelen her kanama doğrudan hemoroid kaynaklı olmayabilir. Özellikle kırk yaşın üzerindeki hastalarda veya aniden başlayan şiddetli kanamalarda, sorunun kalın bağırsak polipleri veya daha riskli tümöral oluşumlardan kaynaklanmadığından emin olunması şarttır. Bu sebeple işlem takviminden önce detaylı bir görüntüleme incelemesi yapılır. Ayrıca hastanın genel metabolik fonksiyonları, böbreklerinin kontrast maddeyi süzme kapasitesi ve kanının pıhtılaşma dinamikleri mutlaka uzmanlarca titizlikle gözden geçirilir.
Hemoroid Embolizasyonu Öncesi İstenen Standart Tıbbi Testler Nelerdir?
İşlemden önce hastanın güvenliğini en üst düzeye çıkarmak amacıyla yapılması gereken standart tıbbi testler şunlardır:
- Kolonoskopi
- Tam kan sayımı
- Pıhtılaşma testleri
- Böbrek fonksiyon testleri
- Açlık kan şekeri
- Karaciğer enzimleri
- Hepatit taraması
- Kan grubu tespiti
- Elektrokardiyografi
Hemoroid Embolizasyonu İşlemi Adım Adım Nasıl Gerçekleştirilir?
İşlem hastanelerin son teknolojik cihazlarla donatılmış özel anjiyografi odalarında, baştan sona steril şartlar altında gerçekleştirilir. Hasta masaya yatırıldığında bilinci açıktır; endişesini gidermek için sadece hafif bir rahatlatıcı ilaç verilebilir. İlk olarak işlemin yapılacağı giriş noktası belirlenir. Bu nokta genellikle sağ kasık bölgesi ya da günümüzde hasta rahatlığını en üst düzeye çıkardığı için sıklıkla tercih edilen el bileğindeki atardamardır. Seçilen bölge incecik bir iğneyle bölgesel olarak tamamen uyuşturulduktan sonra, damarın içerisine milimetreden bile daha ince yapıda, esnek ve yumuşak tüpler yerleştirilir. Bu tüplere tıp dilinde kateter adı verilir.
Kateter, röntgen benzeri x-ışınları yardımıyla dev ekranlarda canlı olarak takip edilerek, karın bölgesindeki büyük damarlardan leğen kemiğinin derinliklerine doğru yavaşça yönlendirilir. Temel amaç kalın bağırsağın son bölümünü ve o sorunlu hemoroidleri besleyen ana atardamarı doğru bir şekilde bulmaktır. Damarın içine çok düşük miktarda özel renkli bir sıvı verilir ve böylece içerideki tüm ince damarların detaylı bir haritası çıkarılır. Kanamaya neden olan dallar net olarak tespit edildikten sonra, çok daha ince yapıda olan mikrokateterler ile doğrudan bu kılcal damarların ucuna kadar süzülerek inilir. Hedef noktaya ulaşıldığında, bu bölgedeki anormal kan akışını durduracak olan minik materyaller damar içine özenle bırakılır. Ekranda kanamanın o an itibarıyla tamamen kesildiği teyit edildikten sonra kateterler geri çekilir ve işlem güvenle bitirilir.
Hemoroid Embolizasyonu İşleminde Kullanılan Tıkayıcı Maddeler Nelerdir?
Damar içerisindeki aşırı kan akışını güvenli ve kalıcı bir şekilde kesmek için kullanılan, insan dokularıyla uyumlu medikal materyaller şunlardır:
- Titanyum mikro koiller
- Platin sarmallar
- Polivinil alkol mikropartikülleri
- Mikroskobik medikal kürecikler
- Tıbbi doku yapıştırıcıları
- Kalıcı sıvı embolizanlar
- Geçici jelatin süngerler
Hemoroid Embolizasyonu Sırasında Veya Sonrasında Ağrı Hissedilir Mi?
Ağrı korkusu, medikal müdahaleler söz konusu olduğunda hastaları en çok endişelendiren konulardan biridir. Ancak insan anatomisinde damarlarımızın iç yüzeyinde acıyı veya ağrıyı algılayacak duyu sinirleri bulunmaz. Bu mucizevi gerçeklik sayesinde, o uzun ve ince kateterler vücudunuzun derinliklerindeki damarlarda yol alırken siz hiçbir acı duymazsınız. İşlem sırasında deneyimleyeceğiniz tek farklı his, damar haritasını netleştirmek için kullanılan renkli sıvı hızla verildiğinde kasık veya karın bölgesinde sadece saniyeler süren ve hemen geçen hafif bir ısınma dalgasıdır.
İşlem tamamlandıktan sonra ise durum geleneksel yöntemlere göre çok daha konforludur. Makat bölgesinde herhangi bir kesik, yanık veya dikiş bulunmadığı için o bilindik ameliyat sonrası korkunç sızıları kesinlikle yaşamazsınız. İşlemden sonraki ilk birkaç gün bazı hastalarımız makat bölgesinde hafif bir dolgunluk, baskı hissi veya tuvaleti varmış gibi yalancı bir his yaşayabilirler. Bu durum kapanan damarlara vücudun verdiği geçici bir alışma tepkisidir ve basit ev tipi ağrı kesicilerle çok rahat bir şekilde yatıştırılıp atlatılır.
Hemoroid Embolizasyonu Sonrasında İyileşme Ve Hastaneden Çıkış Süreci Nasıldır?
Açık basur cerrahisi geçiren hastalar genellikle hastanede birkaç gün yatarak gözetim altında kalmak, sondayla idare etmek ve her gün can yakan pansumanlara katlanmak zorunda bırakılır. Embolizasyon tedavisi ise hastane yatışını tamamen ortadan kaldıran bir kolaylık sunar. İşlem bittikten hemen sonra kasıktan girildiyse o bölgeye küçük bir baskı bandajı uygulanır; el bileğinden girildiyse son derece hafif şeffaf bir bileklik takılır. Hasta hemen ardından kendi odasına dinlenmeye alınır. Bilekten yapılan işlemlerde hasta yatağında oturabilir, kitabını okuyabilir veya yemeğini rahatça yiyebilir.
Yaklaşık dört ila altı saat süren kısa bir dinlenme süresinin ardından, hastanın genel durumu iyi ise aynı gün yürüyerek evine taburcu edilir. Uzak bir şehirden gelen hastalar bile aynı günün akşamında kendi araçlarıyla veya uçakla yolculuk yapacak kadar kendilerini dinç hissederler. İyileşme süreci öylesine hızlıdır ki hastaların çok büyük bir kısmı araya hafta sonu bile girmeden ertesi gün masa başı işlerine, aile yaşantılarına ve günlük rutinlerine sağlıklı bir şekilde geri dönebilmektedir.
Hemoroid Embolizasyonu Tedavisinin Gerçek Başarı Oranları Nelerdir?
Bu zarif ve modern yöntemin genel başarısı, hem uluslararası klinik çalışmalarda hem de tedavi olan hastaların birebir geri bildirimlerinde son derece parlak bir tablo çizmektedir. İşlemin teknik başarı oranı, yani hedef damarların sorunsuz bir şekilde anjiyografi ile bulunup tamamen kapatılabilme ihtimali yüzde yüze çok yakındır. Girişimsel radyolojinin sahip olduğu olağanüstü yüksek çözünürlüklü ekranlar sayesinde o incecik damarları gözden kaçırmak neredeyse olanaksızdır.
Hastanın yaşam kalitesine yansıyan klinik başarı açısından incelendiğinde, ilk ay içerisindeki olumlu sonuçlar yüzde doksan beşi bulmaktadır. Özellikle hayatı zindana çeviren, sürekli endişe yaratan aktif kanama şikayetleri işlemin hemen sonrasında bıçak gibi anında kesilmektedir. Bir yıllık takip sürelerinin sonunda ise hastaların büyük çoğunluğu hastalıkla ilgili ciddi bir şikayet yaşamadıklarını, sarkmaların tamamen söndüğünü veya toparlandığını açıkça ifade etmektedirler. Tedavinin sunduğu bu kalıcı iyileşme oranları, en sert cerrahi ameliyatların sağladığı başarı oranlarıyla rahatlıkla yarışmakta, konfor açısından ise onları çok geride bırakmaktadır.
Hemoroid Embolizasyonu İşleminin Olası Yan Etkileri Nelerdir?
Her tıbbi müdahalenin kendine has dinamikleri olduğu gibi, bu damar işleminin de çok seyrek görülebilen geçici yan etkileri şunlardır:
- Makatta geçici dolgunluk hissi
- Kısa süreli yalancı dışkılama ihtiyacı
- Kateterin girdiği bölgede morarma
- El bileğinde hafif sızlama
- Kontrast maddeye bağlı anlık bulantı
- Kasıkta minimal şişlik
- Alt karında hafif kramplar
- Damar giriş yerinde hassasiyet
Hemoroid Embolizasyonu Lazer Veya Lastik Bant Yöntemlerinden Nasıl Ayrılır?
Ameliyatsız hemoroid tedavisi dendiğinde günümüzde insanların aklına lazer veya lastik bant (boğma) uygulamaları da gelmektedir. Lazer yönteminde, anüsün iç kısmından girilerek sorunlu damarlar yüksek ısı enerjisiyle adeta dağlanarak yakılır. Lastik bant yönteminde ise sarkan dokunun en uç dibine çok sıkı bir lastik geçirilerek, oraya kan gitmemesi ve dokunun zamanla çürüyüp kendi kendine düşmesi beklenir. Her iki yaklaşım da dışarıdan içeriye doğru bir fiziksel müdahale gerektirdiği için maalesef yüzeysel kalma riskleri yüksektir. Lastik bant düşerken ciddi kanamalara yol açabilir, lazer ise içerideki sağlıklı dokuları ısı nedeniyle zedeleyebilir. Embolizasyon ise soruna kökünden, doğrudan ana atardamarın içinden müdahale eder. Dışarıdan makata hiçbir yabancı cisim veya ısı değmediği için bölgenin anatomisi korunur ve tek bir seansta tüm besleyici dallar kusursuzca kapatılır.
Hemoroid Embolizasyonu Sonrası Hastalığın Tekrarlama İhtimali Var Mıdır?
Hemoroid hastalığının doğasında olan venöz genişleme eğilimi nedeniyle, dünyadaki hiçbir tedavi yöntemi hastalığın ömür boyu bir daha asla ortaya çıkmayacağını mutlak surette garanti edemez. En derin cerrahi kesilerle yapılan ameliyatlardan sonra dahi hastalığın yıllar içinde nüksetme ihtimali azımsanmayacak düzeydedir. Embolizasyon işlemi sonrası da uzun yıllar içinde hastalığın tekrar etme ihtimali yüzde on ila on beş gibi oldukça düşük bir oranda seyreder. Ancak asıl mucize burada yatmaktadır; eğer yıllar sonra şikayetleriniz tekrar başlarsa, bölgenin anatomisi daha önce hiç bıçak görmediği için aynı işlemi hiçbir risk veya zorluk artışı olmadan tamamen aynı güvenle yeniden yaptırabilirsiniz. Geleneksel ameliyatlarda ise ikinci bir ameliyat demek, makat darlığı ve sinir hasarı riskinin korkutucu boyutlara fırlaması anlamına gelir. Embolizasyon, gelecekteki sağlık seçeneklerinizi asla kısıtlamayan harika bir dosttur.
Hemoroid Embolizasyonu Sonrası Tüketilmesi Gereken Gıdalar Nelerdir?
İşlem sonrasında damarların yeniden baskı altında genişlemesini engellemek ve sindirim sistemini rahat çalıştırmak için beslenmenizde yer vermeniz gereken temel gıdalar şunlardır:
- Su
- Yulaf ezmesi
- Keten tohumu
- Chia tohumu
- Kuru incir
- Kuru erik
- Taze kayısı
- Zeytinyağı
- Kefir
- Probiyotik yoğurt
- Ispanak
- Brokoli
- Kabak
- Tam buğday ekmeği
- Ceviz
Hemoroid Embolizasyonu Sonrası Kesinlikle Kaçınılması Gereken Durumlar Nelerdir?
Tedavinin başarısını kalıcı kılmak, iyileşen damarları korumak ve hastalığın tekrarını önlemek için yaşam tarzınızdan çıkarmanız gereken durumlar şunlardır:
- Tuvalette uzun süre vakit geçirmek
- Dışkılama anında şiddetle ıkınmak
- Gündelik hayatta ağır yük kaldırmak
- Tamamen hareketsiz bir yaşam sürmek
- Düzenli acı biber tüketmek
- Yoğun baharatlı gıdalarla beslenmek
- Yetersiz su içmek
- Aşırı kafeinli içecekler tüketmek
- Asitli ve şekerli içecekler içmek
- İşlenmiş hazır gıdalar tüketmek
- Çok dar ve sıkı kıyafetler giymek
- Sert yüzeyli tuvalet kağıdı kullanmak
Hemoroid Embolizasyonu İçin Neden Bir Girişimsel Radyoloji Uzmanına Başvurmalısınız?
Hemoroid embolizasyonu, her doktorun veya genel cerrahın klinik ortamda uygulayabileceği sıradan bir ameliyat türü kesinlikle değildir. Bu özel prosedür, sadece damar içinden yapılan minimal müdahalelerde uzmanlaşmış olan girişimsel radyoloji doktorları tarafından büyük bir ustalıkla gerçekleştirilebilir. Girişimsel radyologlar, insan vücudunun son derece karmaşık damar haritasını dijital ekranlarda detaylarıyla okuyan, en küçük kılcal damarların içinde bile güvenle ilerleyen ve ileri teknoloji görüntüleme cihazlarını tıbbi bir sanata dönüştüren hekimlerdir. Soruna dışarıdan bıçakla keserek yaklaşmak yerine, yüksek teknolojiyi kullanarak içeriden, damar yollarından nazikçe müdahale etmeyi ilke edinirler.
Eğer siz de yıllardır süren kanamalarınızdan, canınızı yakan sarkmalarınızdan ve tuvalet korkularınızdan temelli kurtulmak istiyorsanız; ancak bir yandan da narkoz almaktan, kesilmekten ve haftalarca yatmaktan çekiniyorsanız bu yöntem tam aradığınız çözümdür.

Dr. Ali Yurtlak, 1996 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş ve radyoloji uzmanlık eğitimini İstanbul Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamlamıştır. Girişimsel Radyoloji alanında 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Dr. Yurtlak, minimal invaziv ve anjiyografik tedavilerde uzmanlaşmıştır.
Kariyeri boyunca 5000’den fazla hastaya başarılı tedavi uygulamış, 3500’ü aşkın girişimsel işlem gerçekleştirmiştir. Günümüzde BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nde aktif olarak görev yapan Dr. Yurtlak, damar ve organ hastalıklarında tanısal ve tedavi amaçlı girişimsel radyolojik yöntemlerle hastalarına modern, güvenli ve etkili çözümler sunmaktadır.

